Ana sayfa Kitap H. G. Wells ile Zamanda Yolculuk

H. G. Wells ile Zamanda Yolculuk

280
4
PAYLAŞ
Zaman Gezginimiz H.G. Wells, Zaman Makinesi romanıyla okuyucuyu zamanda macera yüklü bir yolculuğa çıkarırken, 802701 yılında insanoğlunun nasıl yaşadığına tanıklık etme imkânı sunuyor.

Zaman Makinesi-H.G.Wells
Zaman Makinesi, H. G. Wells, İthaki Yayınları, 142 s., 10 TL.
Çeviri: Volkan Gürses, 3. Baskı, Kasım 2012, İstanbul.

Herbert George Wells‘in Zaman Makinesi tek günde okuduğum nadir kitaplar arasına girmeyi başardı. Bir bilim kurgu sever olarak bu kitabı neden bu kadar zaman okumamışım diye kendime kızdım doğrusu. Oldukça sürükleyici bir roman ve H. G. Wells‘in okuduğum ilk eseri, üslubunu fazlasıyla beğendim.  
Herkesin hayalini kurduğu, zaman makinesine binip geleceğe gitme fikrini Wells, usta kalemiyle hayata geçirerek okuyucuyu macera dolu bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Alexander Graham Bell‘in telefonu 1876‘da icat ettiğini göz önüne alırsak eğer 1895‘te yayımlanan romanın değeri daha da ortaya çıkacaktır.
“Zaman Gezgini bize derin bir konuyu açıklamaktaydı,” diye başlayan romanda Zaman Gezgini olarak nitelenen ve romanın baş kahramanı olan kişi H.G. Wells’in bizzat kendisi. Zaten romanın zamanla yerini otobiyografiye terk edeceğini öngörmüş. “Zaman makinesini o zamanlar icat etti de bizi mi kafalıyor nedir?” diye düşünmedim değil.
Zaman Gezginimiz Londra‘da bulunan evinde topladığı arkadaşlarına dördüncü boyut olan zamanda yolculuk yapılabileceğini anlatıyor. Savını kanıtlamak için de prototip bir zaman makinesi ile arkadaşlarına gösteri yapıyor ve makineyi gelecekte bir yere gönderiyor. Ancak arkadaşları onun bu şovuna inanmıyorlar. Bunun üzerine gezginimiz zaten hali hazırda olan büyük zaman makinesine atlayıp 802702 yılına kadar yolculuk ediyor. Zaman yolculuğunda yaşananları Wells oldukça etkileyici anlatmış. Zaman Gezgini ile birlikte yolculuk ediyormuş hissine kapılıyorsunuz.
Kendi zamanından yüz binlerce yıl uzakta olan bu yeni yerde karşısına ismini sonra öğreneceği sarı saçlı, kısa boylu, kadın erkek karışmış, Wells’in tabiriyle veremli güzelliğine sahip insanlar olan Eloiler çıkıyor. Görüyor ki bu zamanda yaşayan insanların aralarında hiçbir ayırım yok, kimsenin herhangi mesleği de yok. En önemlisi ortada bir hükümet ya da yasa da yok.

“Bu insanların içinde yaşadıkları huzur ve güven ortamını görünce cinsiyetlerin bu yakın benzerliğinin ne de olsa beklenebilir olduğunu hissettim; çünkü erkeğin iktidarı ve kadının yumuşaklığı, aile kurumu ve mesleklerin ayrımı, bir fiziksel güç çağının saldırgan gereklilikleridir yalnızca.” s. 46

Bu Eloiler bütün gün yeyip içip yatan sadece eğlenen insanlar, bildiğiniz kedi gibiler. Yiyecekleri bile kendileri üretmiyor, tarımla uğraşmayıp doğadan hazır alıyorlar. Ancak bunun yanında oldukça saf ve biraz kafadan noksanlar.

“Çalı çiti yoktu, mülkiyet haklarının izi yoktu, tarıma dair herhangi bir belirti de; bütün dünya tek bir bahçe haline gelmişti.” s. 47

Eloilerin bu yaşantısını gören Zaman Gezgini oldukça seviniyor ve kendi zamanı ile bu zamanın sosyolojik olarak karşılaştırmasını yapıyor. Kendince bir ütopyanın hayata geçmiş haline baktığını düşünüyor. Ancak aynı dünyada yaşayan Morlock‘ların varlığından haberdar olması onun büyük bir hayal kırklığı yaşamasına neden oluyor. Zaten romanın heyecanı da bu noktadan sonra daha da artıyor.

H. G. Wells’in Illüminati‘nin bayrak taşıyanlarından olduğunu öğrendiğimde şaşırmadım desem yeridir. Adamın Yeni Dünya Düzeni (The New World Order) adlı bir kitabı varmış deyip romandan birkaç alıntı yaparak bu konuyu daha fazla deşmek istemiyorum.

“En sonunda akıllıca ve dikkatli bir şekilde, hayvan ve bitki dünyasının dengesini insan ihtiyaçlarına uyacak bir biçimde yeniden düzenleyeceğiz.” s. 49

“Kapitalist ile Emekçi arasında şu an yalnızca geçici ve toplumsal gibi görünen farkın derece derece açılmasının tüm durumun anahtarı olduğu, gün gibi aşikâr geldi bana.” s. 76

“Değişimin ve değişime gereksinimin olmadığı yerde akıl da yoktur.” s. 121

Zaman Makinesi Filmleri


Kitabın sinema filmi uyarlamalarına bakacak olursak eğer ikisi Hollywood biri de Hint sineması tarafından uyarlanmış üç versiyonu mevcut diye biliyorum. Filmleri seyretmeden önce mutlaka kitabı okumanızı öneririm. Zira önce filmleri seyredenler kitaptan tat alamadıklarından yakınıyorlardı. Bense tam tersi filmlerden beklediğimi bulamadım.
Zaman Makinesi (1960)
Zaman Makinesi (1960) IMDb Puanı: 7.6 Benim Puanım: 7.0 / 19.04.2014
1960 yapımı, başrollerinde Rod Taylor, Yvette Mimieux ve Alan Young‘ın olduğu The Time Machine (Zaman Makinesi) filmi kitaba en sadık kalınarak çekilmiş olan versiyon olsa da yine filmin içinde kitapta yer almayan sahneler ve konular var. Kitapta yer alan bazı olaylar ise değiştirilerek anlatılmış. Rod Taylor’ın oyunculuğu ise yerlerde sürünüyor. Yine de film 1961 Akademi Ödülleri‘nde “Best Effects, Special Effects” Oscar’ını kazanmış.
Zaman Makinesi (2002)
Zaman Makinesi (2002) IMDB Puanı: 5.9 Benim Puanım: 6.2
2002 yılında çekilen filme güzel efektler eklense de Hollywood yine hikâyenin içine etmeden duramamış. İşin garibi filmin yönetmeni olan Simon Wells romanın yazarı H.G.Wells’in torununun torunu olmasına rağmen bu saçmalığa göz yummuş. Başroldeki Guy Pearce iyiydi ama kitabı okuyanlar Jeremy Irons‘ın oynadığı karakterin orada ne işi var diye soracaktır kesin. En üzücü olansa 1960 ve 2002 yapımlarındaki doğrulukları harmanlasak bile ortaya tam bir sonuç çıkmıyor.

Zaman Makinesi ile bana kendini sevdiren H. G. Wells’in diğer eserlerini de mutlaka okumayı düşünüyorum. Bilim kurgu seviyorsanız eğer size de gözü kapalı tavsiye ederim. 

4 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here