Ana sayfa Avrupa Viyana Gezi Notlarım

Viyana Gezi Notlarım

169
15
PAYLAŞ
Avusturya‘nın başkenti Viyana‘ya Erasmus yaptığım dönemde gidemediğim için oldukça üzülmüştüm. Her gidenin öve öve bitiremediği şehri aslında gözümde fazla büyütmemiştim. Gidince anladım ki tam benlik, bayılacağım bir yermiş.  Ailecek çıktığımız Viyana-Prag-Budapeşte turumuz kapsamında Viyana‘da bir buçuk gün geçirdik ama tadı damağımızda kaldı desem yeridir.
viyana avusturya

 

Viyana‘da ülkeye girişte yapılan pasaport kontrolünde hiçbir zorluk çıkartmıyorlar. Bize dönüş bileti, otel rezervasyonları vb. bilgilerin hiçbirini sormadılar. Hollanda, İngiltere gibi ülkeler kılı kırk yarıyor biliyorsunuz. Şehri gezmeye başladıktan sonra ilk izlenimim oldukça olumluydu. Hatta neden yüksek lisansı burada yapmamışım diye bile düşündüm. Ancak Viyana’nın şöyle kötü bir yanı var ki, her şey ateş pahası. Bir İsviçre değil tabii ama yine de müzeler vb. yerler bana oldukça pahalı geldi doğrusu. Bakalım bir buçuk gün kaldığımız Viyana’da neler yaptık, nereleri gezdik, ne yedik, içtik…

Viyana’da Gezilecek Yerler

Belvedere Sarayı

Viyana’ya ayak bastıktan sonra ilk durağımız Belvedere Sarayı oldu. Sarayı yaptıran Savoy Prensi Eugene, Osmanlı’ya Viyana’da geçit vermeyen zatın ta kendisi. Bizim mahalle aşağıki mahalle, sizin mahalle yukarıki mahalle misali bu saray da Aşağı ve Yukarı olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Belvedere Sarayı‘nın bir diğer önemli özelliği ise II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avusturya’nın özgürlüğüne kavuştuğu anlaşmanın burada imzalanmış olması. Şu anda müze işlevi gören sarayın her yerini gezmek isterseniz 30 Euro vermeniz gerek.
belvedere-sarayi

Hofburg İmparatorluk Sarayı

Hofburg İmparatorluk Sarayı, başta Avrupa’yı yüzyıllar boyunca yönetmiş olan Habsburg Hanedanlığı olmak üzere Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde birçok tarihi kişiliğe ev sahipliği yapmış bir saray. Bir de görmek isteyip de gidemediğim Schönbrunn Sarayı var ki orası da yazlık saray olarak kullanılmış.
roma-kalintilari-viyana
Duyunca oldukça şaşırdım; Fransa’nın kraliçelerinden, hayatı oldukça ilgimi çeken Marie Antoinette de bu sarayda dünyaya gelmiş. Hofburg Sarayı yetişkin giriş ücreti 11.50 Euro, 6-18 yaş arası çocuklar ise 7 Euro. Ama 25.50 Euro’luk Sisi Ticket diye bir şey çıkarmışlar. Bu biletle Schönbrunn Sarayı, Hofburg Sarayı ve İmparatorluk Mobilya Koleksiyonu’nu görme şansınız var, benden söylemesi.
İstanbul gibi Viyana’nın da altından tarih fışkırdığına tanık olacaksınız. Michaelerplatz’da çevrilen Roma kalıntılarının yer aldığı küçük bir bölüme bakarak şehirlerin nasıl birbirlerinin üzerine kurulduğuna tanık oluyorsunuz.

Veba Anıtı

I. Leopold tarafından yaptırılmış Viyana Veba Sütunu ya da Veba Anıtı Graben Caddesi üzerinde yer alıyor. Bildiğiniz gibi veba, Avrupa’da nüfusun ciddi oranda azalmasına neden olan büyük bir felaketti. İşte bu anıt da bu felaketi teatral bir şekilde anlatan ve ölüleri anan bir yapı. Rehberimizin söylediğine göre anıtın bulunduğu noktanın ve çevresindeki yerin altında vebadan ölenler gömülüymüş. Bu ilginç bilgi gezerken aklınızın bir köşesinde bulunsun. Barok tarzda yapılan anıttan diğer sanatçılar da etkilenip tüm Avrupa’da bu tarz heykeller yapmaya başlamışlar.

veba-aniti-viyana

Aziz Stephan Katedrali

1365 yılında yapılan Aziz Stephan Katedrali (Stephansdom), Stephansplatz’ta yani Viyana’nın Taksim Meydanı diyebileceğimiz bir meydanda yer alıyor ve Viyana’daki en önemli dini merkezlerden biri konumunda. Kardinalin evi olan katedrale giriş ücretsiz.

aziz stephan katedrali

Karl Kilisesi

Karlsplatz’da yer alan Karl Kilisesi (Karlskirche-St. Charles’s Church) Viyana’da bayıldığım eserlerin başında geliyor. İmparator VI. Karl tarafından cüzzam hastalığından muzdarip olan kişilerin iyileşmesinde emeği olan 16. yy.’da yaşamış olan Kardinal Charles Borromeo (Karl Borromaeus) adına yaptırılan Karl Kilisesi, Yunan mimarisinden oldukça etkilenmiş. Sütunları Traianus Sütunu’ndan ön kısmı yapılırken ise Yunan tapınaklarından esinlenilmiş.
Karl Kilisesi Viyana
Şimdilerde içinde konserler verilen kilise oldukça büyük. Alttaki fotoğraf karesine kilisenin yarısı girmesine rağmen yanında ne kadar da küçük kalmışım. Kiliseden uzaklaşırken yanımıza gelen ve bize konser bileti satmaya çalışan çekik gözlü görevli kızın “Merhaba!” demesiyle biraz şaşırdık doğrusu. Viyana’da dolaşırken göreceksiniz ki “merhaba”dan fazlasını bilen görevli sayısı oldukça fazla.

Doğa Tarihi Müzesi

Yeryüzü, hatta ötesi ile ilgili ne varsa Doğa Tarihi Müzesi‘nde (Naturhistorisches Museum) sergileniyormuş. Maria Theresa Meydanı’nda yer alan müzeye giderseniz eğer önündeki fille fotoğraf çekilmeyi ihmal etmeyin sakın. Müzeye giriş 19 yaş altı için ücretsiz, yetişkinler içinse 10 Euro.

doga-tarihi-muzesi-viyena

Viyana Sanat Tarihi Müzesi

Viyana Sanat Tarihi Müzesi (Kunsthistorisches Museum) de Maria Theresa Meydanı’nda yer alıyor. Doğa Tarihi Müzesi’nin tam karşısında yer alan müzede Habsburg hanedanlığının topladığı sanat eserleri başta olmak üzere birçok sanat eseri sergileniyor. 19 yaş altı ücretsiz, yetişkinler için giriş ücreti 14 Euro.

viyana sanat tarihi muzesi

Albertina Müzesi

Albertina Müzesi, sahip olduğu çizim, taş baskı, ağaç baskı ve gravür koleksiyonu ile Avusturya’nın en önemli sanat müzelerinden biri. Dışında yer alan afişlerle benim gözümü boyamayı başarmış olsa da zamansızlıktan içine giremedik. Giriş ücreti 11.90 Euro.

albertina muzesi
Fotoğrafta gördüğünüz at arabalarından Viyana’da elinizi sallasanız ellesi desem yeridir. Yalnız, Büyükada kadar kötü kokmuyordu nedense. Sadece birkaç yerde burnuma at pisliği kokusu geldi o kadar. Bir turda biz binelim şehri gezelim derseniz eğer fiyatlar el yakıyor baştan söyleyeyim. Hatırlamıyorum ama pahalıydı.
albertina muzesi
Albertina Müzesi’nin içine girmeseniz bile yürüyen merdivenden ya da arka taraftan yukarı çıkın mutlaka.

Kelebek Evi

Yüzlerce kelebeği aynı ortamda etrafınızda özgürce uçarken görmek Kelebek Evi‘nde (Schemtterlingshaus) mümkünmüş, burayı da görmek başka bahara kaldı. Bir sera şeklinde dizayn edilen mekanın giriş ücreti 6 Euro.

kelebek evi viyana

Viyana Opera Binası

Klasik müzik ve opera denildiğinde ilk akla Viyana geliyor tabii. İşte Viyana Opera Binası (Wiener Staatsoper) da müziğin, operanın, sanatın mabedi konumunda bir yer. Opera Binası’nda sahnelenen gösterilerin bilet fiyatları 13 Euro’dan başlayıp 199 Euro’ya kadar gidiyor. Yeri gelmişken söyleyeyim, Viyana’da adım başı Mozart gibi giyinmiş adamlar görürseniz şaşırmayın. Onların tek amacı size opera, klasik müzik vs. bileti satabilmek. İlk başlarda ilginç geliyor ama insan bir müddet sonra “Yetti bea!” diyor ve onlar ağızlarını açmadan sizin “No!”yu yapıştıracağınızı garanti ederim.

viyana devlet opera binasi

Parlamento Binası

Bizimkiler Maria Theresa Meydanı’nda kendilerini çimlere atmışken kardeşimle biz Parlamento Binası‘nı görelim dedik. Aşağıdaki fotoğrafa bakınca buranın meclis olduğuna insanın inanası gelmiyor ama gerçekten de orası. TBMM’nin önünde bu şekilde bırakın yatmayı içine bin türlü zorlukla girebiliyor insanlar. Unutmadan söyleyeyim binanın içine günün belirli saatlerinde girip rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz.

Hundertwasser Evleri

Viyana’ya elveda demeden önce uğradığımız son durak Hundertwasser Evi (Hundertwasserhaus) oldu. Ev diyoruz ama aslında burası 52 daire ve 4 dükkandan oluşan bir apartman. Oldukça ilginç bulduğum yapı bana rehberin de söylediği gibi Gaudi ve Barselona‘yı hatırlattı. Barselona’ya giderseniz eğer göreceksiniz ki Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser Gaudi’den fena etkilenmiş.

Hundertwasser Evi
Viyana’dan hediyelik eşya alacaksanız eğer üzülerek söylemeliyim ki magnetler bile 4 Euro’dan başlıyor. 6 Euro’ya magnet bile gördüm yahu! Bu nedenle magnet vb. şeyler alacaksanız Hundertwasser Evi‘nin bulunduğu bölgede, cadde üzerinde yer alan dükkanlardan almanızı öneririm. Şehir merkezine göre burada fiyatlar daha uygun. Pahalılığa sinir olup, magnet almamış ve üzülmüştüm ama burası ilaç gibi geldi.

Viyana’daki Heykeller

Viyana’ya gelmeden önce bu kadar ünlü şahsiyetin heykeliyle karşılaşacağımı düşünmemiştim doğrusu. “Aa onun da mı heykeli var, aa şu da varmış” diye diye bizimkileri biraz delirttim. 65.000 m’lik alana sahip Stadtpark‘a (Şehir Parkı) mutlaka uğrayın derim. Zira Johann Strauss‘un altın kaplamalı heykeli de bu parkın içinde yer alıyor.

 

Soldan sağa: Beethoven, Goethe, Mozart.
Maria Theresa Meydanı’nın (Maria Theresien Platz) tam ortasında yer alan Maria Theresa heykeli görülmeye değer doğrusu. Habsburg hanedanının devleti bizzat yöneten tek imparatoriçesi olan Theresa aynı zamanda Fransa kraliçelerinden Marie Antoinette’nin de annesi.
maria-theresa-heykeli

 

Aslında Viyana’daki heykellerden düzinelerce ayrı yazı hazırlanır ama ben buraya sadece bazılarını koymayı tercih ettim. Aslında  annem de ben de yukarıdaki heykelin yanına gidip fotoğraf çekilecektik ama arılar geçit vermedi sağ olsun.
viyana parlamentosu onu

Viyana’da Ne Yenir?

Türk Dükkânları

Zamanında Viyana’yı fethedememişiz ama kaleyi içten fethetmek gerek misali Viyana’daki Türk nüfusu azımsanmayacak cinsten. Bir Hollanda ya da Almanya’daki kadar değil ama yine de sokakta yürürken sıklıkla Türkçe cümleler duyacak ve adım başı Türklere ait dükkânlarla karşılaşacaksınız.

viyana_daki-turkler

Şinitzel

İlk gün akşam yemeği için Aziz Stephan Katedrali’nin tam karşı sokağında yer alan Wienerwald‘da karar kıldık. İki adım dibindeki Türk restoranın dışında oturacak yer kalmaması da bu kararda etkili oldu tabii. Siz siz olun Viyana’ya giderseniz buraya sakın gitmeyin derim. Çalışanlar oldukça kaba ve İngilizce bilmiyorlar (ya da biliyorlar da işlerine gelmiyor). Ben İngilizce konuştukça garson inadına Almanca konuştu. Zaten bir 15 dakika menülerle cebelleştik. Fotoğrafta gördüğünüz şinitzel tabağı 10.90 Euro. İki kişi rahat doyar. Aksi takdirde bizim gibi dört tane sipariş edip yarısını tabakta bırakmak zorunda kalırsınız. İngilizce bilmeyen adama kalan yiyecekleri paket yaptırtmayı başardım orası ayrı konu.

viyana sinitzel
Viyana’da ünlü restoran nerededir vs. bilmiyorum. Zaten İtalya’ya gidip de pizza yemek yerine McDonald’s’a girmiş insanım sonuçta. Bu nedenle yiyecek benim için hep ikinci planda. Lüks restoranda yediğim bir yemek yerine bulduğum Türk restoranındaki döner beni daha çok mutlu ediyor açıkçası. Bu arada fast-food yemeyin zararlı diyerek mesajımı vermiş olayım. Kısacası karnım nasıl doyarsa doysun, çok çok gezeyim derdindeyim.

Çikolata

Yurt dışına gidenlerden ya da orada yaşayan akrabalardan çikolata istenen ülkelerden biri de Avusturya’dır. Başkent Viyana’ya gidip de çikolata yemeden ve almadan olmaz tabii. Aşağıda gördüğünüz fotoğraftaki dükkandaki çikolatalarda gözüm kaldı ama ne yazık ki dükkan kapalıydı. Erkenden kapatıyorlar her yeri, sinir oluyorum.

Viyana Mozart’ın ekmeğini yüzyıllardır yemeyi iyi başarıyor. Alacağımız çikolatalar erir mantığıyla hiçbirine uğramadık. Sadece 3.50 Euro’luk bir paketten alıp Maria Therese Meydanı’nda çimlere yayılıp yedik ama çikolata delisi olan ben pek beğenmediğim açıkçası.

Demel

Kohlmarkt’ta yer alan Demel, şaşaalı geçmişi ve ağzınızın suyunu akıtacak lezzetleriyle ünü Viyana’nın sınırlarını aşmış durumda olan bir yer. Fiyatlara o anda bakamamıştım ama dönünce internetten baktım. Bir kutu 220 gr çikolata 32 Euro’ymuş. Viyana’ya bir dahaki gelişimde sıcak çikolatalarından tatmayı umuyorum.

demel

Café Sacher

Viyana Devlet Opera binası karşısındaki Hotel Sacher’in giriş katında yer alan Café Sacher, Viyana’nın en ünlü mekanlarından biri. “Sacher Torte” tatlısı ile ünlenen kafede ben oturmak istemesem de annem bir şeyler yemekten kendini alamadı.

cafe-sacher

Café De l’Europe

Graben Caddesi üzerinde ve oldukça merkezi bir konumda yer alan Café de l’Europe‘tan dondurma almayı ihmal etmeyin derim. Bir top dondurma 1.20 Euro.

Söylemeyi unuttum. Viyana’da sakın şişe su satın almayın. Daha sonrası bir şişe alın ama ikinci şişeyi sakın almayın. Neden? Çünkü Viyana’da karşınıza sürekli Drinking Water yani su içme noktaları çıkacak. Bu bölümlerde boşalan şişelerinizi soğuk suyla ücretsiz olarak doldurabilirsiniz.
viyana-su

Viyana’da Ulaşım

Bisiklet

Viyana’da ulaşım ilk bakışta karışık gibi gözükse de aslında hiç de öyle değil. Ben en temiz ulaşım yolundan anlatarak başlayayım. Bisiklete binin! İstanbul’da da uygulanmaya çalışılan bisiklet kiralama sistemi Viyana’da tıkır tıkır işliyor gibi gözüküyor. Hollanda kadar olmasa da Viyana’da da geniş geniş bisiklet yolları var. Oldukça düşük bir ücrete bisiklet kiralayıp şehri öyle gezin derim.

viyana-bisiklet

Metro

Viyana’da metro ağı da oldukça gelişmiş. Yalnız 2.20 Euro’luk bilet fiyatı bana biraz çok geldi desem yeridir. 24 saat 7.60 Euro, 48 saat 13.30 Euro ve 72 saat geçerli olan biletler 16.50 Euro. Ek bilgi olarak Aziz Stephan Katedrali’nin tam önünde yer alan meydan durağının adı ise Stephenplatz.

viyana metro bilet
Aa turnike koymayı unutmuşlar! Ee biletlere bakan da yok. Bilet aldın mı, almadın mı kimsenin umurunda değil. Yani adamlar biz size güveniyoruz, bilet almazsanız yukarıda Allah var kültürünü benimsemişler. Bilet almasanız da yüzde 80 yakalanmazsanız ama yakalanırsanız da cezası 103 Euro.
viyana metro
Aldığınız bileti yukarıdaki fotoğrafta yer alan bölmelere sokuyorsunuz ve o sırada biletinize gün ve saat bilgisi işleniyor. Bizde olduğu gibi yerin bin kat altına inme gibi bir durum da söz konusu değil. Gerçi bir anlık da olsa Levent metro durağını anımsattı bana.
viyana metro durağı
Ulaşımın içine katmak istediğim bir başka şey ise Segway’ler. Turistik şehirler bu segway işine fazla takılıp benimsemiş olmalı ki her köşe başından karşınızda segway’le gezen gruplar çıkıyor. Sadece Viyana’da değil, Prag ve Budapeşte’de de gördüm aynılarını. Bizde her yer dağ taş bayır olduğundan pek tutulmuyor olmalı.
viyana segway

Viyana Sokak Sanatı

Viyana’da gezerken sokak aralarında fazla grafiti örneklerine rastlamadım. Ancak Tuna Nehri kıyısına geldiğinizde nehir boyunca sağlı sollu birçok grafiti-sokak sanatı örneğiyle karşılaşıyorsunuz.

viyana sokak sanati
viyana sokak sanati
viyana sokak sanati
Viyana hakkında anlattıklarım Viyana’nın onda biri bile değil. Bu güzel şehirde en az bir ay kalmalı ki tadı doya doya çıkarılabilsin. Bir dahaki gelişimde tüm müzeleri, sarayları, galeri, hayvanat bahçesini gezmeyi, yeni yerleri keşfetmeyi, opera seyretmeyi ve sokaklarında kaybolmayı planlıyorum.

15 YORUMLAR

  1. Baktim ki beklenen yazi yayina girmis, ucarak geldim 🙂
    Viyana'yi cok merak ediyorum ben , nedense yakin zamandaki planlarimizin arasinda yok hala ama bir gun gormek istiyorum, bakalim …
    Muze girislerine toplasan bir ucak bileti parasi vermissiniz anlasilan, cidden biraz pahaliymis.
    Yemek konusunda senin tam tersiniz biz , sanirim cift olarak turizmci oldugumuzdan gezilerimiz yemek ve icki agirlikli oluyor. Gidecegimiz yerlerden once yemek yiyecegimiz mekanlar listeleniyor 🙂
    Yazinin devami var degil mi ? Merakla bekliyorum:)

  2. @Seyma Tanis Çok farklıydı, orasıyla ilgili ayrı bir yayın hazırlayacağım mutlaka. 🙂 İnşallah kısmet olur da gidersiniz. 😉

    @Keşke Gerçek Olsa Hoş geldin! Bir an hiç başlamasam mı diye bile düşündüm. 😀 Fotoğraf seç vs. zor iş yahu.
    Müzeler hem pahalı olduğu hem de zaman olmadığı için girmedik zaten hiçbirine. Zaten toplasan bir buçuk günden bile az kalmışızdır Viyana'da.
    Ben sevmiyorum valla öyle yayıla yayıla oturup yiyeyim içeyim, hafakanlar basıyor. 😀 Bir de zaten dört kişi gittiğimizden o olaylara hiç bulaşamadık.

    Yazının devamı yok. 😀 Müze vs. gezmediğimiz için detaylı anlatamadım. Gezdiğimiz yerlerden de birer fotoğraf seçip koydum fazla fotoğrafa boğmamak için. Bir tek Hundertwasser Evi hakkında ayrı bir yayın hazırlayacağım. :)))

    @rebelsea Çok teşekkürler! :)))

    @Havva Peynirci Kelebek Evi'nin içi nasıldır kim bilir… Bir dahaki sefere kaldı hep müzeler, konserler… Hundertwasser Evleri ile ilgili ayrı bir yazı yazacağım. 🙂 Umarım kısmet olur da gidersiniz, bu yayın Viyana hakkında ön bilgilendirme, tanışma yayını olsun sizin için. 🙂

  3. Yazının sonuna kadar sakince okudum, fotoğraflara baktım, özendim ama çok çaktırmadım.
    Fakat yazının sonunda o rengarenk graffitileri gördüm ya içim gitti içim.

    Nasıl bir sanattır bu. Benim böyle yeteneğim olsa halka açık bir yerde heba etmek üzere o kadar emeğimi harcar mıydım bilemiyorum. Gerçi orada korunuyorlar mı korunmuyorlar mı onu da bilmiyorum.
    Buradakilerin kafasıyla düşününce illa ki zarar görebileceği geldi aklıma.

  4. Off! Viyana! İlk yurt dışı gezim Viyana'ya olmuştu. Eşimin kuzeni bizi 10 gün misafir etmişti sağ olsun. Çok fazla saray ve müze ziyareti yapmıştık. Ne güzel günlerdi:) Tüm masrafı müzeler için yapmıştık. Dediğin gibi çok pahalılar. Hediyelik de pahalı gerçekten. Ama şahane bir geziydi. Aklıma geldi bak şimdi. Zaten eşime baskı yapıyorum bugünlerde, schengen vizesinin süresi bitmeden birkaç günlüğüne gidelim diye. Nasıl olsa çağıran da var:) Aralık ayında mesela. Yılbaşı için süslenmiş halini merak ediyorum.
    Tekrar gittiğinde gezmen için iki güzel yer daha öneriyorum: 1-Leopold Museum. Koleksiyonunda şahane Klimt ve Schiele eserleri var. 2-Prater. İçindeki lunapark ve 1896 yılında yapılmış olan dönme dolap şahane.
    Daha bir çok şey vardır tabii ama bu ikisi ilk aklıma gelen ve beğendiğim, sevdiğim yerlerden.

  5. @Ponti Darısı başınıza diyeyim o zaman. 🙂
    Gerçekten büyük emek var ama korunmuyor bence. Sokak sanatının benim de tam çözemediğim başka bir kafası var. Zaten nasıl korunsun… En azından üstleri belediye tarafından boyanmıyor, o da bir şey. 🙂

    @sezer eser perker Zaten bir dahaki gidişimde sırf müze, saray gezeceğim ben de, içimde kaldı hepsi. 😀 Pahalıdan ziyade zamanımız da yoktu bizim. Schengen'i de hem tek girişlik hem de kısa süreli vermiş akıllılar bize. Yedik Avrupa'yı sanki. 😀 Aralık ayında da süper olur, kesin gibin bence. :))
    İkisini de not ettim, hatta Google abiden de baktım. Prater süper bir yere benziyor. Tam benlik, iyi ki söyledin valla o kadar site gezdim bir tanesinde bile oradan bahsetmiyordu. :)) Zaten liste yapacağım mutlaka. Yine aklına gelen yerler olursa bekliyorum. 🙂

  6. Tatilde olduğumdan ancak dönüp okuyabildim yazını. Merak ediyordum gezdiğin yerleri.
    Bu kadar az bir sürede müze gezilemezmiş zaten. Müzeler pahalı falan demişsin ancak bize göre bakarsan her yer pahalı. Birçok ülkede 10 Euro altında pek müze yok zaten. Çoğu şehirde paketler var, bilmem kaç müze birlikte gezilirse çok daha uygun bir fiyata geliyor. Aile paketleri var mesela onlar da indirimli.
    Metro fiyatları da Almanya`dan çok farklı değil onu belirteyim. Orada da kontrol yok, ben kaç küsür yıldır gidip geliyorum daha iki kez kontrole denk geldim:) Çalışanlar zaten genelde aylık kart alıyor, hem daha ekonomik, hem de bilet aldın almadın derdi yok. Kaç çeşit biletleri var adamların. Ben Hamburg`da çocuklarla birlikte grup kartı alıyorum, tüm gün neye, kaç kere binersen bin. Otobüs, metro, feribot hiç farketmiyor.
    Yemek işi bizde önemli. Lüks restoranlara ya da aşırı turistik yerlere hiç gitmeyiz orası ayrı. Ama orada ne yenir, yerel halkın gittiği yerler nereler vs. önceden bakarım genelde. Şehir merkezinden çıkıp geziyorsak zaten yollarda mutlaka küçük kasabalara denk geliyoruz ve harika şeyler bulup yiyoruz:)
    Yediğin çikolatalar Mozart olanlar ise onlar çok turistik, gurme tatlar için hiç değil:))
    Viyanda`da kaldığım günler bana da yetmemişti. Gidemediğim yerler çok. O yüzden aklımda, bir gün mutlaka gideceğim tekrar:)

  7. @Semi M.Eller Ben de aynı durumdayım, okuyamadım kimsenin yazısını. 🙁
    Biliyorum bize göre her yer pahalı ama Viyana sanki bir tık daha pahalı gibi geldi bana. 🙂
    Almanya dedin kalbimdeki buruk acıyı deştin. 😀 Erasmus yaparken gidememiştim, içimde yaradır. Bir gidebilsem ben de bineceğim toplu taşımasına, vurucam kırbacı. 😀 Rahat ülke olunca millet güveniyor birbirine tabii.
    Bizde yemek problem. Herkese uygun bir şey bulmak imkansız. Her yediğimiz yerde de mutlaka kavga ederiz. ashfklajfklsa. 😀 O yüzden yemek 8. planda. Sizin gibi olmamız biraz zor yani. 🙂
    Mozart çikolataları zaten her yerde var, TR'de bile. Tadı da bir şeye benzemiyordu. 😀 Bir dahakine düzgününden yiyeceğim mutlaka. 🙂
    Senin de gidemediğin çoksa benim tonlarca o zaman. Viyana bir daha çağırır bizi umarım (o ne demekse artık). :))

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here