Ana sayfa Uncategorized Siz Olsaydınız…

Siz Olsaydınız…

84
4

“Sıcak evinizde oturmuş, annenizin sizin için yaptığı en sevdiğiniz yemeği ailecek yerken, televizyonda her hafta ilgiyle takip ettiğiniz diziyi izliyorsunuz. Bir yandan 4 yıldır sizinle beraber olan, ailenizin bir ferdi haline gelmiş köpeğinizin, yemek kabına koyduğunuz mamasını iştahla yerken çıkardığı sesler kulağınıza geliyor. Yemekten sonra küçük kardeşinizin ev ödevini yapmasına yardımcı oluyorsunuz.  Yatmadan onunla beraber dişlerinizi fırçalayıp, kitap okuyorsunuz. ‘Bak okumazsan gelişemezsin, kitap en iyi dosttur’ gibi klişe cümleler kuruyorsunuz. Artık saat geç oldu. Uykunuz geldi. Alarmı kurup yattınız. Rüyanızda göklerde uçuyorsunuz kanatlarınız varmışçasına.  Sizden özgürü, sizde mutlusu yok artık.  Aniden hava kararıyor, siyah bulutlar beliriyor gökyüzünde, gök sallanmaya başlıyor. Şimdi gerçekten göktesiniz, çünkü rüyanızdan uyanmaya fırsat bulamadan başka bir âleme geçiş yaptınız…”

Deprem bir felaket. Ummadığınız bir anda normal hayatlarınızı ve oturduğunuz sıcak yaşam alanlarınızı bir anda alt üst eden bir felaket. Çok değil depremden önce hayalleriniz vardı gerçekleştirmek istediğiniz, kardeşinize ders çalıştırıyordunuz, annenizin gözlerinin içine uzun uzun bakmış ama onu ne kadar sevdiğinizi gene söyleyememiştiniz. Bunları düşünerek Van’da olanları bir daha düşünün. Empati kurun. Siz olsaydınız ne yapardınız? Eviniz yıkılsaydı nereye giderdiniz? Sahip olduğunuz her şey, sevdikleriniz bir anda yok olsa ne hissederdiniz? Her zaman gittiğiniz market, fırından kardeşinizin koşa koşa alıp eve getirdiği sıcak ekmekler, üst komşunuzla yapacağınız otopark kavgası… Artık hiçbiri yok.
Ailenizi depremde kaybettiniz. Binanız yıkıldı. Birkaç gün geç olsa da bir komşunuzun bin türlü zorlukla elde ettiği çadırına geçici olarak sığındınız. Depremden kurtuldunuz. Buna kurtulmak denirse tabi. Şehrinize bakanlar, başbakan hatta cumhurbaşkanı bile geldi. Bakanlardan biri yıldırım düşen bir yere bir daha yıldırım düşmez misali, deprem olan yerde bir daha olmaz dedi.  Az hasarlı binalara girebilirsiniz dedi. Sizin şehriniz en güvenli bölge artık dedi. Dedi, dedi, dedi… O bu sözleri söyledi ama siz artık çadırda uyuyorsunuz. Bir gözünüz açık, kafanızda eski anılarınız. Anne diyebileceğiniz bir anneniz yok, harçlık isteyeceğiniz bir babanız yok, ders çalıştırabileceğiniz bir kardeşiniz yok. Belki onlar şanslı kurtuldular bir nevi ölerek. Siz tek başınıza kaldınız bu hayatta. Siz bunları düşünürken ikinci büyük bir deprem oldu.  Deprem olmaz denilen yerde deprem oldu. Az hasarlı binalar da yıkıldı. Güvenli denilen yerin güvenli olmadığı anlaşıldı. Vali evlerinize girin demişti bu depremden önce. Sizin girecek eviniz bile yoktu artık. Sabrınız kalmamıştı. Bir şeyler yapmalıydınız yoksa kafanızda sürekli dönüp dolaşan aile hatıraları sizi yiyip bitirecekti. Sokağa çıktınız ve bir kalabalığın toplandığını gördünüz. Vali ve bakan bölgeyi geziyorlardı. Yaklaştınız. Kalın paltoları içinde, çevrelerinde yoğun koruma ordusuyla biz geldik bakın geziyoruz daha ne istiyorsunuz dercesine yürüyorlardı. Kalabalık dayanamadı. Vali istifa dedi, ıslık çaldı, vali istifa dedi, ıslık çaldı. Bakan beni dinleyin dedi. Bir iki laftan sonra oyuna alınmayan çocuk gibi o zaman ben gidiyorum dedi, küstü bakan, küstürdüler bakanı. Diğer bakanın hoşuna gitmişti bu küsme işi güldü meslektaşının bu çocukça hareketine. Bakan gidince polis kalmıştı geride. Buraya boşuna gelmedik bari işimizi yapalım diyerek biber gazı attılar depremzedelere. Ciğeriniz yanıyordu, kalbiniz sıkışıyordu, uykusuzluktan başınız ağrıyordu. Şimdi de gözleriniz yanıyor. Evi yıkılmış, yakınını kaybetmiş, sokakta kalmış dinlemeden saldırdı polis, indirdi copları üzerinize. Yere düştünüz. Gözleriniz yanıyor, başınızdan kan akıyordu. Annenizin, babanız, kardeşiniz ölmemiş kurtulmuştu. Siz kalmıştınız bu koca hayatta tek başınıza. Başınıza elinizi tekrar götürdünüz baktınız kan yok, gözleriniz yanmıyor, evinizdesiniz. Yaşıyorsunuz. Bu satırları okuyorsunuz başınıza nelerin gelebileceğini bilmeden, sizin de o durumlara düşebileceğinizi kestiremeden, empati kurmadan bunları yaşayan insanlarla. Yaşıyorsunuz çünkü şanslısınız. Peki hiç düşündünüz mü siz olsaydınız ne yapardınız?
Güven

4 YORUMLAR

  1. Çok etkileyici olmuş , tüylerim diken diken oldu hiç bir yanıtım yok sadece ekrana bakıyorum boş boş çünkü düşüncesi bile beni korkutuyor , çok güzel yazı olmuş kaleminize sağlık.

  2. kaleminize sağlık. İçten gelen bu kelimelerin kurduğu cümlelerle yüreğim bir kez daha yandı. inanın yediğim her lokmada van geliyor aklıma, ve düğümleniyor her şey boğazımda… Kimi terörist diyor onlara kimi depremzede oysaki onlar sadece insan ve kar yağıyor şimdi üzerlerine, yürekleri zaten üşüyordu şimdi de bedenleri üşüyor. Birşeyler yapmalı birşeyler birşeyler….

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here