Ana sayfa Yazılar İstanbul’u Boşaltın, Tayvan’dan Arkadaşım Gelecek

İstanbul’u Boşaltın, Tayvan’dan Arkadaşım Gelecek

707
11
PAYLAŞ
Tayvan‘dan arkadaşım geldi malumunuz. Kendisi kaç gündür Türkiye’de fellik fellik geziyor. Cumartesi İstanbul’a geldi, Pazar da biz buluştuk. Aslında başımda geçenleri detaylı olarak anlatacaktım ama “Bugünlerde söyleyeceğiniz her şey, karşınızdaki kişiler tarafından bir tehdit, şikayet, eleştiri veya uyarı olarak algılanabilir. Onları kırmadan ya da geçmişte yaşananları hatırlatmadan diyalog kurmak istiyorsanız, birkaç gün beklemeli veya çok dikkatli konuşmalısınız,” yazısını şurada tesadüfen görünce frene basıp her şeyi yazmamam gerektiğine karar verdim. Bu nedenle fazla detaya inmeden ve otosansür uygulayarak kısa zamanda neler yaptık anlatmaya çalışayım.

ayasofya_dan-sultanahmet-camii

Ayasofya’nın penceresinden Sultanahmet Camii. 
Ayasofya’nın penceresinden bakmayı ilk kez akıl etmiş olmam da garip doğrusu.

Erasmus döneminde sadece Avrupa’dan değil dünyadaki birçok ülkeden arkadaşınız olur. Herkese karşı olan ön yargılarınızın zamanla saçma olduğunu görürsünüz. Yunanların sıcaklığı karşısında şaşırır, en çok yine Asyalılarla anlaşırsınız. Ancak her zaman aranızda dolaşacak bir söz vardır; “Ülkeme gel ve gelirsen mutlaka görüşelim”.

Abbey de Hollanda’da Erasmus yaparken tanıştığım arkadaşlarımdan yalnızca biriydi. Tayvan’dan kalkıp Türkiye’ye kadar annesiyle beraber tur kapsamında gezmeye gelmiş. Türkiye’ye geldiği ilk günden beri bana “Şu anda buradayız, balona bineceğiz,” vb. yer bildirimlerinde bulunuyordu. Bir önceki yazıdan hatırlarsanız zaman zaman “Ben Kapadokya’ya hiç gitmedim yahu,” deyince “Why? Why?” demeyi de ihmal etmemişti. Sonunda İstanbul’a da geldi. Yalnız o gelmeden benim üzerimde acaba nereye götürsem, burayı beğenir mi, ne kadar zamanı var acaba, hava nasıl olacak baskısı vardı. Turla geleceği için rehber nereye götürecek, bana gezdirmek için neresi kaldığını bilmediğimden pek bir plan yapamadım. Önce, “Sen de bize katılırsın gezeriz,” dedi. Tura nasıl katılayım, tur müşterisi miyim ben dediysem de bir şey olmaz, sorun yok diyerek beni rahatlattı. Sonra “Tur grubundan ayrılırım ben, beraber gezeriz,” dedi. Sabahın köründe hortlayıp Harbiye’de kaldıkları otele gittim. Hava yağmurlu gözüküyordu ama Allah’tan günlük güneşlikti. Yanıma yağmurluk bile almadım düşünün. Annesiyle ve tur grubundaki diğer arkadaşlarıyla tanıştım. “Kahvaltı yaptın mı, yap istersen,” dediler (Otel müşterisi miyim ben ne kahvaltısı yahu diyemedim tabii).

Tur ilk olarak Dolmabahçe Sarayı‘na oradan da Topkapı Sarayı‘na gidecekti. “Ben istemiyorum Dolmabahçe’yi, gidelim biz” dedi. Çıktık Sultanahmet’e gittik. Her gördüğü camiye “Bu Blue Mosque mu?” demeyi ihmal etmedi sağ olsun. Yeni Camii‘ni gezdik önce.

yeni-camii-eminonu

Yeni Camii, Eminönü

Mısır Çarşısı‘nı turladık. Tahtakale’den ucuza nazar boncukları alacaktık ama hem saatin erkenliği hem de Pazar olması nedeniyle birçok yer kapalıydı. Dedim “Şansına küs”. Türkiye’ye geldiği günden itibaren “Lokum almaya götür; döner, kebab yemeğe götür,” diyordu. Hatta lokum dükkânının fotoğrafını, döner yiyeceği yeri bile önceden bana göndermişti. Lokum için gitmek istediği Hacı Bekir‘e gittik. “En iyisi burası, biz de buradan alıyoruz zaten,” dedim. Alışveriş yaparken pazarlık yapması gerektiğini öğrenmiş. “Burada pazarlık olmaz,” dedim.

turk-lokumu-haci-bekir
narli-lokum-haci-bekir
Oradan çıkıp Kurukahveci Mehmet Efendi‘ye uğradık, kahve aldı (daha doğrusu zorla aldırdım). Topkapı Sarayı’na doğru yola koyulduk. Yol üstünde kartpostal aldı (4 tanesi 50 kuruş), nazar boncuklu bileklik satan bir yer gördü orada da bayağı oyalandık. Satıcı sağ olsun yardımcısıyla zaman zaman Türkçe konuşmama rağmen benim Türk olduğumu anlamamış. Pakistan, Hindistan’dan gelmiş gibi duruyormuş. He canım he, file de tapıyorum ben demedim tabii. Yine aynı dükkandan kar küresi alacaktım ama 24 TL‘yi görünce almadım, daha ucuzu kesin vardır.

Gözlemlediğim kadarıyla eski İstanbul diye tabir ettiğimiz bölgedeki satıcıların çoğu ile pazarlık etmeye başlamak onların delirmesine neden olabiliyor. Türk olsanız bile bir kuruş inmeye yanaşmıyorlar. “İstersen sen alma, ben nasıl olsa başkasına satarım” düşüncesi hakim.

Oradan çıkıp Topkapı Sarayı‘na gittik. Bende Müzekart vardı Allah’tan para vermedim. İçeri girince onlar direkt Harem‘e girdiler, ben seni dışarıda bekliyorum diyerek girmedim. Ne para vereceğim yahu! Bu arada Harem’e hiç gitmemiş biriyim.

topkapi-sarayi

Topkapı Sarayı’ndaki her detay beni benden alıyor.

Daha sonra tur grubu saraydaki restorana yöneldi. Ben orada tuvalete gireceklerini düşünüp onları takip ettim. Ama herkes masalara oturmaya başlayınca dedim yandın Güven. Adamlar gruba göre yer ayırmışlar. Diyorlar bir kişi daha fazla var, ne yapalım edelim, şu masaya da mı otursanız… Tayvanlı rehber bana bakıp Çince bir şeyler diyor. Yanındaki Türk rehber yemeğin parasını kendi verecek zaten diyor. Anlayacağınız ayakta dikili, mahcup bir pozisyonda kalakaldım. Her neyse, oturmuş bulundum. Daha sonra 40 TL olan yemek parasını Abbey’nin annesi verdi sağ olsun. Sanırsınız ben onların ülkesine misafir olarak gelmişim. Avrupalı biri olsa kesinlikle aynı davranışı göstermezdi kesin. Yemekten sonra biraz sarayı dolandık. Ama tabii zamanları hep kısıtlı, tüm sarayı gezemedik bile. Zaten Pazar diye tıklım tıklım, hafakanlar bastı.

Yalnız her gittiğimiz yerde bana sorduğu sorulara doğru düzgün cevaplar veremedim. Tarihimizi ve şehrimizi çok iyi biliyormuşum bunu anladım. Misal aramızda şu tarz diyaloglar geçti; “Burası kaç yıllık?”, “Çok yıllık”, “Ne kadar çok?”, “Bayağı çok”, “1000 yıl?”, “Yok daha fazla”, “5000 yıl?” “Yok o kadar da değil”. Bir ara gruptaki biri yüzüğümü restoranda unuttum dedi. Ben de şemsiyemi Abbey’e verdim ki koşa koşa gidip bakayım. Gittim kirli tüm sofraları yerlere döktüler sağ olsunlar ama yüzük falan yok. Sonra döndüm, yüzük birinin poşetinin içinden çıktı. Kız mahcup oldu tabii. Sonra Abbey’ye dönüp şemsiyem nerede dedim. Artık ne yaptıysa, nereye koyduysa şemsiyeyi bulamadı. Dedim canın sağ olsun. Onlar yağmur harici güneşten korunmak için de şemsiye kullanıyorlarmış, Tayvan da yaygınmış. Sarayın içinde şemsiyeleri açık olanlar tek bizlerdik.

aya-irini

Aya İrini’ye de hiç gitmedim desem… 

Sonra Ayasofya‘ya uğradık. Ayasofya’nın önünde satıcının biri elindeki fesleri “Benimle oyun mu oynuyorsunuz siz,” diyerek yere fırlattı. Fesleri yerden alıp “Tamam abi sakin ol,” dedim de adam biraz kendine geldi. Turistler de işi abartıyorlar bazen. Ayasofya’ya her gittiğimde daha fazla hayran oluyorum sanırım. Ama adamlar yine restorasyona başlamışlar, görünce deli oldum. Biraz gezdikten sonra yine gruptan ayrıldık. Bu arada grupta benim rehber olmam gerektiği konuşuldu, yok yahu ne alaka dediysem de aklıma yatmadı değil. Askerden sonra bir araştırayım ben şu işi.

ayasofya

Hacı Bekir‘e tekrar uğrayıp lokum aldık. Bir daha gidersem çalışanlar beni kesin hatırlayacaklar. Döner yemek istediği yerin neresini olduğunu Hacı Bekir çalışanlarının da işbirliğiyle çözebildik. Ama Pazar günü olması nedeniyle orası da kapalıymış. Tahtakale’ye tekrar gidip dükkanlara baktık ama onlar da kapalıydı. Aslında Ortaköy‘e gidip kumpir yedirme, sonra da Boğaz turu yapma planım vardı ama turdan da pek ayrılmak istemedi. O da haklı tabii, parasını ödemiş sonuçta. Dördü çeyrek geçe Pera Palas‘ta çay içilecekmiş, koştur koştur ona yetiştik.

galata-kulesi

Galata Kulesi‘nin önündeki binalar temizlense…

Pera Palas’a vardığımızda dedim, “Ben artık eve gidiyorum, sana iyi gezmeler”. Aklımda olan yerleri gezdiremediğim, ucuz şeyler aldıramadığım saçma bir gün oldu işin gerçeği. Kendisinden özür diliyorum buradan. Bir dahaki sefere tursuz gelsin lütfen. 
taksim-ozgurluk-aniti
Önce arka sokaklarda boş boş gezerek, daha sonra İstiklâl Caddesi’nin kalabalığını yara yara Taksim Meydanı‘na çıktım. Metroyla Mecidiyeköy’e gittiğimde HDP flamaları taşıyan bir grubu gördüm ama ortada gösteri vb. bir şey yok gibiydi. Daha sonra otobüse bindiğimde Twitter’dan anladım ki TOMA’lar yine işin içindeymiş. Ben rastlamadım nedense.

mecidiyekoy-mozaik

Mecidiyeköy’de meydanda bulunan metro durağının tam karşısındaki duvara mozaiklerle çok güzel süslemişler. Yaptıklarını biliyordum ama durup da incelememiştim. Bu arada bu duvarın yanında tuvaletler vardı ne güzel. Eve gitmeden mola noktası gibi uğruyordum ne güzel. Kaldırdılar şimdi, ama neyse ki Cevahir var da patlamadan eve gidebiliyorum. Yayını çişle bitirmem biraz kötü oldu ama ne yapalım, sağlık her şeyden önce gelir. Bir dahaki yazıda “İstanbul’da turist nasıl gezdirilir”i anlatacağım. İzlemede kalın. 😉

mecidiyekoy-mozaik


!function(d,s,id){var js,fjs=d.getElementsByTagName(s)[0],p=/^http:/.test(d.location)?’http’:’https’;if(!d.getElementById(id)){js=d.createElement(s);js.id=id;js.src=p+’://platform.twitter.com/widgets.js’;fjs.parentNode.insertBefore(js,fjs);}}(document, ‘script’, ‘twitter-wjs’);

11 YORUMLAR

  1. Fotolar harikaaaa!! Tayvanlılar harika insanlardır. İnce fikirlidirler, hiç unutmazlar. Tayvanlı bir arkadaşım iş icabı tanışmıştık , yaşgünlerimi unutmaz, hatta bana hediye bile göndermiştir. Harika anlatmışsın , eline sağlık. Sayende istanbulu gezelim bakalım 😉

  2. Fotoğraflar çok güzel hakikaten!
    Kar kürelerinin büyükleri 15 lira falan, bir arkadaşım için gittiğim her yerden alıyorum. Zaten Çin malı hepsi. Urfa'da bile elimi attığım her süvenir meyd in çayna idi. Kartpostalları iyi almış ama 🙂
    Ben de Aya Sofya'ya girmedim hiç, ya ben ya yanımdakiler kuyruk beklemekten fenalık geçirip kaçtık hep 🙂

  3. Ayasofya diyince.. Haftasonu ben de Ayasofya'yı gezdim. En son geldiğimde devasa bir iskele tüm iç mekanı kapladığından adam gibi gezememiştim. Bir de yakın zamanda açığa çıkan melek figürleri hoşuma gitti. Neyse, üst katta dikkatimi çekti. Yabancı turistler camlara yapışmış bir yere bakıyorlar. Fotoğraflar çekiyorlar. Meğer onlar da oraya bakıyormuş 😀

    Harem'e de gittim ! 🙂 Ne zaman Topkapı'ya gitsem orası kapalı oluyordu çünkü. Müzekart geçmiyormuş o kısımda. Baya sinirlendim. Çünkü bir esprisi yok oranın. Tamam, güzel ama yani 15 liralık ne var Allah aşkına ? Padişahın yemiş odasına güldüm baya gerçi. Sanat tarihi okuyan biri için daha fazla şey ifade edebilir tabii oralar. Bilemem.

    Aya İrini'ye bir türlü giremedim. Dışarıda hayvani bir sıra vardı ve açıkçası o sıcakta beklemek akıl karı gelmedi. İndim Gülhane Parkına. Oradaki İslam teknoloji müzemsi bir yer var, gezdim. İdare eder.

  4. Aranızdaki diyalog bana Hababam Sınıfında Kemal Sunal'ın tarih sözlülerini hatırlattı :)) neyse bunu da sorunsuz bir şekilde atlatmışsınız. Siz de Tayvan'a giderseniz bol bol gezdirmesini ister, sorularınızı sorarsınız 🙂

  5. @Kreatif Baskan Çok teşekkürlerr!! ;)) Asyalılar geneli öyle bence. Fazla düşünceliler insanı mahcup ediyorlar. 😀 Doğru düzgün anlatamadım aslında. İstanbul da gez gez bitmez.. 🙂

    @sezer eser perker Evet sağ olsunlar. Beklediğimden iyiydi hepsi. :))

    @SİHİRLİ OKLAVA Sizi yetkili birine bağlıyorum. 😀

    @Buse Soysal Ne güzel işte, her şeyi detayına kadar kurcalıyorum. Her kör satıcının bir alıcısı vardır derler. 🙂 İnsanlar fazla rahat, benim gibi pimpiriklilere de ihtiyaç var. 🙂

  6. @fermina daza Çok tenk yuu! 😀 15 normal de 24 ne yahu, adam kazıklıyorlar resmen. Çin malı olmayan şey mi var, yakında dünyayı ele geçirecekler, yavaştan Çince öğrenmeye başlamak gerek. 🙂 Kartpostallara ben de şaşırdım zira fazlasıyla turistik bir yerden aldık.
    Ayasofya'ya gidilmez mi aa, Müzekartla kuyruk beklemeden giriliyor halbuki ya da size dolu zaman denk gelmiş de olabilir. 🙂

    @Zihnin Arka Sokakları Melekler güzel gerçekten, farklı bir havası var mekanın. Sultanahmet'e gidince uğruyorum mutlaka. Ben de turistin biri bakınca ne var diye bakayım dedim. Bakmak gerekiyormuş. :))

    Müzekart geçmiyor evet, ben de onun inadından mıdır nedir girmedim hiç. Bir şey yok diyor herkes evet ama insan merak ediyor sonuçta. 😀

    İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi de dediğin gibi idare eder. Güzel parçalar var orada. :))

    @SadeAnne O kadar da değil yahu! 😀 Atlattım şükür ama pek umduğum gibi gezdiremedim. Bir dahakine artık. Tayvan'a gideceğim mutlaka (GİDEMEDİ). 😀

  7. Tura mı uysun sana mı, olmuyor ki işte… Kaliteli vakit baş başa geçen vakittir:) Öyle iki ayağı bir pabuca girer insanın kendi gelsin rahat rahat gezdir sende dimi…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here