Ana sayfa Yazılar Her Şey Bir Avuçla Başlar

Her Şey Bir Avuçla Başlar

299
5
PAYLAŞ

Her şeyin bir avuçla başlayıp sonunun bir türlü gelmediği, bitmek bilmeyen illet: Çekirdek.
*
Dünyada çekirdek tüketimi ne kadar yaygın bilmiyorum ama ülkemize gelen turistler “Biz bunu kuşlarımıza veriyoruz, neden kuş yemi yiyorsunuz?” diyerek saçmalasalar da yemeye başladıktan sonra onlar da bu illetin peşini bir türlü bırakamıyorlar.

Kuş yemi ya da değil, çekirdek bana biraz da geçmişi hatırlatıyor nedense. Sokakta büyüyen son çocuklar olarak, genellikle her akşam, gündüz vakti oyunlar oynanıp enerjiler tükenmişken kapının önünde oturulur ve toplu çekirdek yeme seansı başlardı.
*
O anda kimde para varsa gider çekirdeği o alır ve beraberce yenirdi. Çoğu zaman bir paket yetmez, iki üç kere daha market yoluna düşülürdü. Hatta bazı zamanlar kola ve plastik bardaklar ile birlikte bu yeme merasiminin küçük bir partiye dönüştürüldüğü de olurdu.
*
Bir paket çekirdek, paylaşma kültürünü aşılardı çocuk beyinlere. Paketteki çekirdek arkadaşlara dağıtılır, bittikçe aynı işlem tekrarlanırdı. Ancak bazı durumlarda “pakete daldırma” dediğimiz hareketi yapan arkadaşlar olduğunda “Yavaş oğlum, utanmasan tüm paketi alacaksın!” denilerek arkadaşın avucundaki çekirdeğin yarısının pakete geri boşaltması sağlanırdı.
*
Çekirdek ile birlikte muhabbetin de sonunun gelmediği o zamanlarda “Hadi oğlum eve,” çağrısı “Çekirdek bitsin geliyorum!” lafıyla yanıtlanır, ancak yine karşı taraftan “Bitmez sizin çekirdeğiniz; otomatiğe bastım, yeter gel artık eve,” ile karşılık bulurdu. Aslında bu çekirdek bitsin lafı şimdilerde sıklıkla kullanılmasa da sevilen misafiri evde biraz olsun fazla tutabilmek amaçlı da kullanılırdı.
“Artık bize müsade…” 
“Aa nereye böyle, çekirdek bitsin öyle gidersiniz….”
*
Çekirdek ile anılarımın hepsi iyi değil tabii. 
Genelin aksine ben çekirdek yerken birinin içini açarak yiyorsam diğer iki taneyi kabuğuyla beraber ağzıma atardım. Bu hareketi besini kabuğundadır kafasıyla değil, tadı bana o şekilde daha lezzetli geldiğinden yapardım. Şimdilerde bile kâsenin içinden ara ara öyle yediğim oluyor. Neyse efendim, bu kabukla yeme durumu birçok kez (sayısını hatırlamıyorum) kabuğun boğazıma takılması ve benim evde terör estirmemle devam eder, su içmek, ekmek yemek de acıyı dindirmezdi. Bir müddet boğazımdaki çekirdekle vakit geçirdikten ve “Neden kabuğuyla yedim, neden?” sorusu kafamda dolanır vaziyette, her yutkunmamda acı çektikten sonra kabuk kendiliğinden boğazımı terk ederdi.
*
Çekirdeğin içini çıkardıktan sonra yemeyip biriktirdikten sonra tek seferde yeyip kendinden geçenleri görebilir miyim? Bir ton uğraşıp didinmişsin, üzerine yemeyip sabretmişsin ve en sonunda büyük ödülü kazanmışsın gibi hepsini ağzına attığın o an aldığın haz paha biçilmez olurdu.
*
Tüm bunların yanında A, B, D, E, K vitaminlerini hatta fosfor, çinko ve protein barındıran çekirdeği bu yazıyı yazarken belki bana ilham verir düşüncesiyle yemeye başladım. Ancak yazı bitti çekirdek bitmedi. Ee, bitmediyse yemeye devam o zaman.

5 YORUMLAR

  1. Yalnız yazının sonuna verdiğin bilimsel veriler son noktayı koydu onca nostaljinin üzerine.
    Tabi ya, bu yüzden şimdi ki gençler arabesk rap denen şeyi dinliyorlar.
    Neden? Çekirdek yemiyorlar çünkü. Vücut buncaa vitaminden eksik kalıyor. Hemen çekirdek çitleme evleri kurulmalı, belediye okullarda ücretsiz çekirdek dağıtmalı, gençler teşvik edilmeli.
    Şaka bir yana çekirdek, "kaynaştıran gıdalar" arasında çaydan sonra ikinci sıraya rahat şekilde oturur. Hele bizim kültürümüzde, hele ki bizim gibi en masum zamanlarda çocukluğunu geçirecek kadar şanslıysa, çekirdeksiz bir çocukluk geçirmesi imkansız bir türkün.
    Eskiden o biriktirme seansının bize öğrettiği sabır ve bilgelik dersi şu an hindistanda yoktur. Çekirdek içleri bembeyaz bakar sana öylece, sen hayır biraz daha biraz daha diye iradene hakim olursun.
    Şimdi öyle mi? Bim de çekirdek içi 75 krş.
    Mutluluk bu kadar kolay elde edilmemeli (-_-)

  2. 😀 Şimdi olsa da yesem. Ama yok, akşama eve giderken alayım ben. bayadır yemiyorduk zaten.
    Bir de eskiden açık çekirdeği gatezeden yapılmış külahta verirlerdi. Şimdi düşünüyorum da, azdı ama dünya kadardı o aldığımız çekirdekler. 🙂
    Bir de eskiden böyle beyazları yoktu pek. Siyah çekirdek vardı. dudaklar simsiyah olurdu. :d
    O kabuğuyla yemede bende ilk sıralardayımdır. Küçük ve bol tuzlu olanları yerim. bakarım da kıyamam resmen onu kabuğundan ayırmaya.. o derece. hususi ararım. bir de paketin içinden kabuksuz iç çıkar ya, genelde dipte kalırlar. altına hucüm eder gibi saldırırız onlara ablamla. tuzlu iç de ayrı bir tattır. 😀
    Küçükken 4 kız kardeş toplanıp alırdık. baya çok alıyormuşuz demek ki, kağıda değil poşete koyardı bakkalamca.
    Sonra büyüdük vazgeçmedik tabi. Kuruyemişciler ahbabımız bile oldu. Hep aynı yerden alırız çünkü.
    Akşama yine aynı yerden alacağım. 😀

  3. Çekirdek faydalı faydalı olmasına da çok tuzlu olanları sanırım bu faydayı baltalıyor:)
    Uzun zamandır yemedim bu arada. Ben ne zaman yesem bırakamadığım için eşimin tuhaf bakışlarına tanık olurum:) Birkaç sene önce eve gelen yabancı misafirlere çekirdeğin kabuğunu ağzımda nasıl böyle çıkarıyorum konulu ufak bir kurs verdiğim de oldu:))
    Bu arada nedenini merek ettiğim bir konu var. Biz ayçiçeği diyoruz ya, mesela Almanca`dan tercüme edersem güneş çiçeğidir adı. Tıpkı İngilizce`de olduğu gibi. Almanların mantığı çiçeğin yüzünü güneşe dönmesi. Biz neden Ayçiçeği diyoruz acaba?

  4. @Ponti Çekirdek yemeyi bayağılık gibi mi görüyoruz artık nedir, eskisi kadar tüketilmiyor nedense. Çekirdek festivali mi yapsak ne yapsak? 😀 Çekirdek içlerinden ben de aldım birkaç kere ama aynı hissi vermiyor gerçekten. 🙁 Çekirdek neydi, emekti. 😀

    @Uyuşuk Hayalperest Külahta ben de çok çekirdek yedim zamanında. Tabii ya siyahtı değil mi… Eski günler, şimdi gözümde canlandılar. 😀 Paketin içinden çıkan kabuksuz iç gerçekten de altın değerindeydi. 😀

    @SadeAnne Yeni anılar için bol bol çekirdek tüketmek gerek. 😀

    @Semi M.Eller Ahahahhahsahhashas kabuk çıkarma kursu geçen cümleyi okuyunca kahkaha ettim resmen. 😀 Her şeyin fazlası zarar zaten ama Türk'e bir şey olmaz diyerek saçma bir laf edeyim.
    Normalde adı günebakanmış sanırım. Çok önceden de ayçiçeği deniyor muydu acaba, yoksa reklamlarda kullanma amaçlı mı değiştirdiler. Yine saçma bir mantıkla Günebakan Yağı, ya da Güneşçiçek yağı kulağı tırmalıyor ama Ayçiçek yağı daha akılda kalıcı sanki (ben attım, ya tutarsa). 😀

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here