Ana sayfa Uncategorized Gökkuşağına İki Bilet – Attilâ Şenkon

Gökkuşağına İki Bilet – Attilâ Şenkon

121
0
Gökkuşağına İki Bilet, Attilâ Şenkon, Can Yayınları, 112 sf., 9 TL.

“Gözlerden yaş dökülmedikçe, yürekte gökkuşağı görünmüyor da ondan.” sf. 109.

Romanın ana kahramanı Işık‘ın arkadaşlıkları, aşk, dostluk ve aile üçgeni, biraz siyaset, bir tutam gözyaşı, ailesiyle, özellikle babasıyla olan ilişkileri, apartman hayatı ve en önemlisi hayaller… Gökkuşağına İki Bilet kısa ama etkili bir kitap. Gökkuşağına yolculuk etmek isteyen ve hayallerinin peşinden koşanlara bir armağan adeta…

Tanıtım Yazısı’ndan Alıntı


Gökkuşağına İki Bilet, Attilâ Şenkon‘un yeni romanı. Özyaşamöyküsel özellikler gösteren romanında Şenkon, arka plana 1960’ların Ankara‘sını alır. 70’lere yaklaşılırken Türkiye’de siyasal çalkantılar baş göstermiştir, bir yandan da toplumun değer yargıları bozulmuş, insani ilişkiler zedelenmeye başlamıştır. Ama bu tablonun üzerinde ayakta kalmaya çabalayan dostluklar, sıcak aile ilişkileri de vardır elbette.

Babasının kendisine armağan ettiği düş kumbarasında gündüzdüşlerini biriktiren Işık, bir yandan yazıp boyadığı el emeği kitaplarını yüreğinde taşımakta, bir yandan da çevresindeki değişimi algılamaya çalışmaktadır. Romanda Işık’ın yanı sıra, çocuğunu sevgiyle yetiştirmeye çalışan baba (ki roman ona adanmış bir güzellemedir aslında), canlanıp okuyucunun gözü önünde beliren mahalle arkadaşları Orhan ve Sağkız ve onları birbirlerine bağlayan daha pek çok karaktere de yer açılmıştır. Şenkon romanında komşuluk ilişkilerini anlatırken, kişiler neredeyse birer simgeye dönüşür ve çeşitli dünya görüşlerinin nasıl bir arada yaşayabileceklerini gösterir.


Böylece Gökkuşağına İki Bilet, bir türlü oluşturamadığımız kentlilik bilincine, bireyin kendine özgü bir değerler sistemi oluşturmasının gerekliliğine ve çocuğunu sevgiyle yetiştirmiş babalara övgüyle tamamlanır.


Kitap, özyaşamöyküsel öğeler taşıması nedeniyle de okura ilginç olanaklar sunmakta. Belki her yazar yetişme çağında kendisine bu denli destek olan bir babaya sahip olamaz, ama çocuk-yazar, yönelimlerini ortaya daha o yaşlarda koymaz mı?


Sonunda, yitirilen şeylere ağlamamız hiç de ayıplanacak bir şey değildir: Çünkü gözlerden yaş dökülmedikçe, yürekte gökkuşağı görünmez… 


(Kaynak: https://www.canyayinlari.com)

“Şekerli sakız gibidir aşk. Çiğnendikçe yavanlaşır, ilk baştaki tadı giderek kaybolur. Yaşamı senin kadar ciddiye almayanlar şekeri tükenince tükürüp atarlar onu. Ağızları hiç boş kalmaz, çünkü ceplerinde her zaman yedek sakızları bulunur onların. Sen ve nesli hızla tükenen benzerlerin ise vazgeçemediğiniz bir alışkanlıkla bu sakızı ömrünüzün sonuna dek ağzınızın içinde çevirir durursunuz.” sf. 73.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here