Ana sayfa Film Dedemin İnsanları / 9.4

Dedemin İnsanları / 9.4

68
5
PAYLAŞ
Ben öyle her şeye ağlamam. Ağlayamam. Ağlayamam dediysem yanlış anlaşılmasın duygusuz değilim. Ben de hüzünlenirim, duygulanırım. Sadece, gözyaşı akmaz gözümden yanaklarıma doğru. Belki utanırım,  belki de korkarım. Ama benim de ağlamaya ihtiyacım var. Olacakları düşünmeden içimdeki hüznü ve mutluluğu, korkuyu ve aşkı, sevmeyi ve nefret etmeyi, kâğıttan bir kayığa koyup gözyaşı ırmağından bırakıp yolculuğunu seyretmem gerek. Filmler imdadıma yetişir bu en ihtiyacım olan zamanlarda. İlk Aslan Kral’da ağlamıştım ben. Belki de yanlış hatırlıyorum, utanmıştım çocukken ve yine ve yeniden içime doğru ağlamıştım kimseye hissettirmeden. Artık büyüdüm çocuk değilim. Beni ağlatabilen film sayısı da bir elin parmaklarını geçmez hani. Ama ben dün gene ağladım Dedemin İnsanları’nı izlerken. Yavaşça ve kimseye hissettirmeden…
Film ilk dakikasından itibaren sizi etkisi altına almayı başarıyor. Her dakikada ayrı bir güzellik var. Yoğun dizi bombardımanı arasında, diyaloglar arası sürenin 10 dakikayı aştığı bu dönemde kafanızı boşaltmak için ideal bir film. Bir nevi kültürel detoks. Hayattan tekrar zevk almanızı sağlayacak, ilişkilerinizi düzeltecek, ağlarken gülmeyi öğretecek, tarihiyle yüzleştirecek ve gerçekleri en doğru haliyle yüzünüze vuracak bir detoks.
Ezgi Mola ve Mert Fırat’ın mübadele sahneleri yürek parçalayan cinsten. Filmi kurgulamamışlar da zamanda geriye gidip o anların canlı canlı filmini çekmişler duygusu uyandırdı bende. Yunanca da yakışmış ağızlarına. İnsan o sahneleri gördükçe kendi yaşamının kıymetini daha iyi anlıyor. Size artık burada oturmayacaksınız, siz yabancısınız, gitmeniz lazım desek ve siz bin türlü zorlukla gittiğiniz yerde de yabancı olarak karşılansanız ve üstüne üstlük size vebalı muamelesi yapsalar ne hissedersiniz?
Çetin Tekindor size dede diyebilir miyim? Bir insan her rolün altından bu kadar ustalıkla nasıl kalkar? Bir kere de kötü oyna, bir işin de beğenilmesin. Oyuncu olmasa kesin oyuncu olurdu Çetin Tekindor. Filmde şapkası ve takımıyla yoldan bir geçişi var ki sormayın. Bakan, döner gene bakar. Benim dedem (babamın babası) müftüymüş. Kendisini görmek nasip olmadı.  Sivas’tan gelmiş babamlar İstanbul’a. Bir nevi zorunlu göç.  Dedemin de aynı filmdeki gibi fötr şapkalı ve takım elbiseli resimleri var köy meydanında. Çok modern ve çağdaş bir insan olduğu hala konuşulur eş dost arasında.
Filmde Ozan karakterini oynayan Durukan Çelikkaya yaşlarında bir kardeşim var. Bazen yaramazlık yaptığında beni delirttiği olur. Filmi seyrettikçe de Durukan’ın yaramazlıkları benim tahammül seviyemi bir hayli zorladı. Çetin Tekindor’un torununu azarlama sahnesinde söylediklerine aynen katılıyorum. Ama biz insanlar galiba çocukların çocuk olduklarını unutuyoruz çoğu zaman. Belki de kıskanıyoruz onları. Kendimizi onların yerine koyuyoruz, aynı hataları yapmasınlar istiyoruz, bizim yapamadıklarımızı onlar yapsınlar istiyoruz. Ama en önemlisi onlar ne hissediyorlar, bunu hiç sormuyoruz.
Gökçe Bahadır’ı filmden önce pek sevmezdim. Sevmezdim demeyelim de bayılmazdım. Yaprak Dökümü’nde sürekli ağlamaklı halleri, dünyanın tüm yükünü sırtlanmış biri gibi dolaşması bana itici gelirdi. Ama gelin görün ki rolünün hakkını vermiş arkadaş! Bence dizilerde oynamayı bırakıp filmlere versin kendini. Dizilerde heba oluyor bana göre oyunculuklar. Sinema perdesinden seyirciye geçen duygu aynı derecede geçmiyor aptal kutusunun karşısındayken.
Hümeyra’nın bu filmde rolü çok fazla olmasa da tekrar beni büyülemeyi başardı. Keşke çocukken biri beni gördüğünde böyle güzel ‘Çocuk!’ diye seslenseydi. Filmde deli diyorlar ona ama aslında o normal diğerleri deli. Belki de Çetin Tekindor’un dediği gibi ‘Onun aklı başka çalışıyor’. Birine deli demek ne kadar da kolay. Hangimiz ideallerimiz, sevdiklerimiz uğruna ‘normal’ olmayan şeyler yapmıyoruz ki.  Normal! Kime göre neye göre normal. Başkalarının ucuz normalliği karşısında kendi anormalliği tercih ederim işin doğrusu.
Dedemin İnsanları bam tellerine basan bir film. Her basılan telde ayrı duygu patlamaları yaşatabilen, doğallığın yerini yapaylığın aldığı, insan ilişkilerinin, gülmenin unutulduğu bir dönemde umut ışığı olan, düşündüren ve sorgulamaya zorlayan, empati kurmaya çalışırken dönüp kendi hayatlarımıza bakmamızı sağlayan ve usta oyunculuklar ve etkili sahnelerle gözlerinizi dolduran, görülmeye değer, sıcak ve samimi bir film.
İyi seyirler!
Dedemin İnsanları, IMDb Puanı: 7.9/10 Benim Puanım: 9.4/10

Ömür Gedik’e Çok Teşekkürler


Ömür Gedik Kelebek‘teki 27 Aralık 2011 tarihli yazısında benim yazımdan bahsetmiş. Çok beğendiğini ve farklı olduğunu söylemiş. Teşekkür ediyorum tekrar.

Yazının linki: http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/19545768.asp

5 YORUMLAR

  1. ellerinize sağlık güzel yorumlamışsınız…acaba filmin kapanış müziği hakkında bi bilginiz var mı?

  2. Filmin müzikleri Aria tarafından yapılmış. Ancak kapanış müziği hakkında bir fikrim yok. Öğrendiğim zaman burada paylaşırım.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here