Ana sayfa Uncategorized Balığın Faydaları

Balığın Faydaları

326
0
Balık yemenin yararlı olduğunu bilen ama her balıktan haz etmeyen bir insanım. Hamsi severim. Kılçıkla yemeği severim özellikle. Kılçığının küçük olması ve boğazıma takılmaması benim için onu sevmeme yetecek bir özelliktir. Ama annem gibi kafalarını yeme aşamasına daha geçemedim. Geçmeyi de düşünmüyorum. 

Mezgit severim. Mezgitle tanışmamız İstinye’de balık yemeğe gittiğimizde babamın ‘Mezgit ye sen seversin’ demesiyle başladı. O söylemese mezgitle de tanışamayacaktım. Aslında işin doğrusu ben balıkları da tanımam. Hangisi istavrittir, kim kimin çocuğudur, o bunun büyüğü müydü küçüğü müydü bilemem. Balık yemeğe gideriz garson gelir sorar ‘Ne alırdınız?’ Benim hamsi ve mezgitten başka verecek cevabım yok maalesef. Babamın aynı soruya cevabı ise ‘Çinekop nasıl usta taze mi?, Uskumrunun da mevsimi değil, Gelin değişiklik olsun lüfer yiyelim’ şeklinde olur çoğu zaman. Böyle bir ortamda garsonun bana Sen daha ne yiyeceğini bilmiyorsun bir de balık yemeğe gelmişsin ne işin var burada’ şeklinde düşünerek baktığını hissediyorum ve geriliyorum. Eğer yalnızsanız ‘Siz ne önerirsiniz’ sözünü mutlaka kullanın. Garson mutlaka iyi ya da kötü bir şey önerir ve üstüne üstlük onun önerdiği şeyi sipariş ettiğiniz için mutlu da olur. Bir nevi kazan kazan durumu.
Balık yemenin benim açımdan bir başka kötü boyutu balığın kokusudur. Balığın kokusu süper güçlü koku emici bir aspiratörünüz olsa dahi uzun bir müddet çıkmaz. Üzerinize siner. Kızartırken üzerinize ve mutfakta bulunan diğer eşyalara yağ sıçraması da cabası. Rezil olursunuz. Kokusu apartmanda yaşıyorsanız komşularınıza bile gider ve onları delirtir, ‘Naciye hanımlar bugün balık yiyorlar’, ‘Nasıl pişiriyor balığı bunlar bütün apartmanı kokuttular’, ‘Her gün her gün balık mı yenirmiş canım!’.
Balığı pişirdiniz, masaya geldi diyelim. Yiyebiliyorsan ye bakalım. Zorlu görev asıl şimdi başladı. Neden, çünkü balığın kılçığı var. Kırmızı et değil ki bu bıçakla kes ye ya da tavuk değil ki kemir gönlünce. Sana ecel terleri döktüren kılçık işte. Bu kılçık çocukken benim korkulu rüyamdı. Annem ya da başka bir büyüğüm tarafımdan boğazıma büyük balık lokmaları tıkıştırılır ve her seferinde o lokmaların içinde bir veya çoğunlukla daha fazla kılçık olurdu. Ben can havliyle öksürerek kılçığı yutmaya çalışırken, ağzıma ekmek tıkılır, sinirli bakışlar etrafında ‘Bir balığı bile yiyemiyorsun, yemeği zehir ettin, bu yaşa geldin nasıl yutamıyorsun, ufacık kılçık nasıl boğazına takılır anlamıyorum’ serzenişlerine maruz kalırdım. ‘Anne bu balıkta kılçık var ben nasıl yiyim bunu’ dediğimde, Olur mu yavrum kılçıksız balık bu, bak hiç kılçığı yok derdi. Tabi o zamanlar ‘Sen git de babanı kandır, sana mı inanayım gözüme mi’ demeyi akıl edememiştim.
Bir de balık yemeği profesyonelce başarabilen insanlar var. Ben onlara da uyuz oluyorum. Siz balıktan kılçığı ayırmaya çalışırken onlar kılçığı çıkarmış, balığın yarısını bitirmiş olurlar. Ben balık yerken isekılçıklar bir tarafta yığın olur. Etler dağılmıştır ve ben onların arasında tabağımı bitirmeye çalışırım. Hatta hiç unutmam annemin yakın arkadaşlarından birisi ve eşi bize yemeğe gelmişlerdi ve yemekte balık vardı. Eşi bana ‘ Ne biçim balık yiyorsun, resmen tecavüz ettin balığa’ bile demişti. Yemek boyunca çatalı tabağa her götürüşümde beni takip etmişti öyle hatırlıyorum. Küçükken balığımızın kılçığını ne güzel annemiz ayırırdı, rahattık ama artık yalnızız. Aslında çocukluktan büyüklüğe geçişin de çok önemli bir göstergesidir bu kılçık ayırma işi. Kendi işini yapabildiğinin bir göstergesidir. Çok zorlu bir açık kalp ameliyatını yanınızda hemşire olmadan yapabilmektir.
Her şeye rağmen balığın faydaları saymakla bitmez bu yüzden sıklıkla balık tüketmeye gayret ediniz, evi az kokutunuz yoksa komşularla papaz olabilirsiniz, kılçık çıkarmasını iyi bilen birinden dersler alınız ve dışarıda balık yemeğe gitmeden önce kısa bir araştırma yapınız ki mahcup olmayın. Lafın kısası, ‘Bana balık tutmayı değil, balık yemeği öğret!’

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here