Ana sayfa Film Aynı Yıldızın Altında: “Okay” Bir Film

Aynı Yıldızın Altında: “Okay” Bir Film

1032
10
PAYLAŞ
Aynı Yıldızın Altında‘yı gözünüzde ne kadar büyütmüşsünüz, yere göğe sığdıramamışsınız arkadaş. İzlerken fenalık geçirdim. Abarttığınız kadar bir şey yokmuş yahu! Filme atıfta bulunarak bir yorum yapmam gerekirse eğer; Aynı Yıldızın Altında süper değil “okay” bir film.

ayni-yildizin-altinda

Bildiğiniz gibi Aynı Yıldızın Altında‘nın önce kitabı çıktı, çıkar çıkmazda büyük bir hayran kitlesine ulaştı. Yerli yabancı herkes kitabı öve öve bitiremedi. Kitabı öven kesimin çoğu kızlardan oluşsa da erkeklerden de okuyup beğenen birçok kişi vardı. Herkes kitap hakkında yazdı çizdi, hâl böyle olunca ben de merak ettim tabii. Her şeyden önce kapağına bayıldığım kitabı nedense gidip de almadım (iyi ki de almamışım)
Daha sonra aradan biraz zaman geçti ve kitabın filmi de çekildi (zaten filminin çekileceği kitap yazılmadan önceden planlanmıştır diye düşünüyorum). Herkes yine yok böyle ağladık, yok karaları bağladık diye dolaşırken ben merak etmeme rağmen yine de izlememiştim. Takip ettiğim blogların çoğunda da kitap ve filmle ilgili yazılar yazıldı. Yani o kadar çok Aynı Yıldızın Altında‘ya maruz kaldım ki kitabı okumuş, filmi de seyretmiş kıvama geldim gibi bir şey oldu. Son olarak yazılarını severek okuduğum Seyhan Hanım blogunda bahsedince izlemeye karar verdim. Sonuç; tam bir hayal kırıklığı.


Okay? No, it’s not okay!

ayni-yildizin-altinda

Aynı Yıldızın Altında filminin aslında aman aman, ilginç bir hikâyesi yok. Ama bazı kilit noktalarla okuyucu ve izleyici ustalıkla yakalanmış diye düşünüyorum. 13 yaşında kansere yakalanan Hazel (Shailene Woodley) 3 yıldır bu illetle boğuşmaktadır. Kanser ciğerlerine de yayıldığı için oksijen tüpünü bir an olsun yanından ayırmaz. Depresyonun eşiğinde olan, sürekli aynı kitabı okuyan, pek arkadaşı olmayan Hazel bir gün kanserli hastalar için düzenlenen destek grubuna katılır ve burada beynindeki tümörden kurtulmuş ama bir bacağı kesilmiş Augustus‘la (Ansel Elgort) tanışır. Bundan sonra oldukça yakınlaşan ikili, Hazel’ın sürekli okuduğu kitabın sonunu öğrenmek için yazar Peter van Houten‘ın (Willem Dafoe) yaşadığı Amsterdam’a yola çıkarlar…
Bir filmin içinde hasta ve ölecek olan biri varsa o filmin sevilmesi, o filme olan bağlılık daha da artıyor diye düşünüyorum. Yalnızca filmler değil, kitaplar, oyunlar hatta reklamlarda bile hastalık konusu iyi işlenirse hedef kitleyi yakalamak, duygularına dokunmak daha kolay oluyor. Eski Türk filmlerine hasta biri olarak rahmetli babaannemle yan yana oturup izlemediğimiz Türk filmi yoktur sanırım. Bu filmler arasında beni en çok etkileyenler de karakterlerden birinin ölümcül bir hastalığa yakalandığı filmler olmuştur her zaman. Çocuğuna ilaç parası arayan babalar, öksürünce ağzından gelen kanı mendile gizlemeye çalışan anneler, hastalığı yüzünden sevdiğini üzmemek adına onu sevmiyormuş gibi yapan aşıklar… İşte bu noktada her dönemde yaygın olan hastalığın o dönemde ortaya çıkarılan eserlere de damga vurduğunu görüyoruz. 

Aynı Yıldızın Altında da çağın hastalığı kanseri konu edinmiş ancak fazla başarılı olamamış. Genç aşıklar, kanser, son dilekler ve diğer birçok öge filmi kurtarmaya yetmemiş. Aslında iyi başlayan film bir noktadan sonra fazlasıyla durağan hale geliyor ve izleyiciyi sıkıp dikkati dağıtıyor. Bana göre başroldeki Hazel’ı oynayan Shailene Woodley yerine başka biri oynasaydı daha iyi olabilirdi kesin.

ayni-yildizin-altinda

Filmleri körü körüne izlememek verilmek istenen mesajlara dikkat etmek gerektiği kanaatindeyim. | SPOILER | Filmde kızımız 16, oğlan da 18 yaşında. Birçok kez ziyaret ettiğim Amsterdam‘daki görüntüler idare ederdi. Şehrin filmindekinden daha güzel olduğunu belirtmeden geçmeyeyim. Anne Frank Evi‘nin ziyaret edilmesi güzel bir ayrıntıydı. Normalde fotoğraf bile çekmenin yasak olduğu evde, adamlar film çekmişler, pes!  
Ot içmek, içki içmek, sigara içmek gibi birçok konuya üstü kapalı olsa da değinildiğini görüyoruz. “Sigarayı iki dişimin arasına koyup içmiyorum. Böylelikle ona beni öldürme gücünü bahşetmiyorum.” Ne kadar masum duruyor değil mi? Her neyse efendim daha detaylı yazmak istiyorum da kendimi fazlasıyla frenliyorum. Peki kızın bayıldığı yazar nerede yaşıyor; kötü diye nitelendirebileceğimiz birçok şeyin yasak olmadığı Amsterdam’da. Bunlar da zaten biliyorsunuz Amsterdam’da bekaretlerini kaybediyorlar. Zaten bu ara film, kitap vb. birçok eserde “don’t die virgin” algısı hakim. Ama “ölüyor işte, bırak da ne istiyorsa yapsın” diye düşünüyorsanız, öyle düşünmeye devam edin. Vizyona giriş tarihi olan “June 6′” (06.06.) tarihine de da dikkat etmek gerek. Normalde film eleştirilerini bu tarz şeylere girmeden kabaca yazacaktım ama yine kendimi tutamadım. | SPOILER |

ayni-yildizin-altinda

Aynı Yıldızın Altında, iki saati aşkın uzunluğuyla yer yer izleyiciyi sıkan, farklı ve ilginç bir konusu olmayan, izlemezseniz bir şey kaybetmezsiniz diyeceğim filmlerden. 

Aynı Yıldızın Altında (The Fault in Our Stars) IMDb Puanı: 8.2 Benim Puanım: 6.5 / 09.09.2014



10 YORUMLAR

  1. Ben de çok merak ediyordum, biraz hevesim kırıldı sen böyle deyince fakat yine de izlerim tabi. Umarım beğenirim.
    İnsanların rağbet gören filmlere, kişilere, nesneeere bağlılığı aynı oranda artıyor tabi bu da var.
    Kendi görüşlerini perdeliyor biraz popüler olan. Bu saçma yanlışlığa düşmemek gerek.

  2. wuuu filmi izlemeden önce senin yazını okusaydım eminim izlemeyi aklımdan bile geçirmezdim. ama neyse ki önce filmi izleyip sonra sana geldim 🙂 haklı bulduğumn noktalar var ama ben filmi beğendim

  3. Damla'yla gittiğimiz ve gittiğimize pişman olduğumuz film. Vasatın altında, şişirilmiş popülerlik örneği bir film. Ben de hiç beğenmemiştim. Çok daha önce izlediğim benzer konulu film olan Now is Good çok daha başarılıydı ve beni fazlasıyla etkilemişti.

  4. Ben de filmi izleyince iyi ki kitabını okumamışım dedim, ikili arasındaki aşkı da pek etkileyici bulmadım, hastalık temasının arkasına sığınmış bir film, yazınızı keyifle okudum, elinize sağlık.

  5. ıııh yok dayanamam ben böyle filmlere , ağlarım ki çok. Güzel anlatmışsın , izlemey değmez yani. Hoş zaten film izleyemiyorum o ayrı , böyle blog arkadaşların , güzel anlatanları varsa , ona bakıyorum izlemiş gibi oluyorum . Eline emeğine sağlık Güven , teşekkürler…

  6. @Ponti Bence de izlemeden bir karar verme, ama zaman kaybı şahsen. 🙂 Recep İvedik filmleri de popüler ama ben onları da beğenmiyorum. Popüler diye övmek fazlasıyla saçma gerçekten..

    @Şirvan Ahahahah İngilizce Türkçe karışık yazdığımdan olmuştur kesin. 😀 Yazarak ifade edemiyorum ama fena güldüm yorumu okuyunca. 😀

    @Dürr-i Yekta Kadınları daha başka etkiliyor sanırım ama fazla yavandı yahu! 😀

    @rmmbr Fazla şişirilmiş gerçekten. Güzel pazarlamışlar. Now is Good nedir, ne değildir diye baktım ama bir ergen filmini daha kaldıramam gibi duruyor. Araya biraz zaman girsin izlerim. 😀

  7. @Eren O. Aynı görüşe sahip başkalarının da olduğunu bilmek güzel tabii. Millet nesini sevdi bu kadar anlayamadım. :)) Çok teşekkürler beğeniniz için. 🙂

    @Kreatif Baskan Ben de sırf meraktan izledim, yoksa bu tarz yazılardan ben de izlemiş kadar olmuştum. 😀 Çok teşekkür ederim, lütfen mahcup etmeyiniz. 😀

  8. Kitapta her şey çok daha etkileyiciydi ve bilhassa karakterlerle ilgili her şey çok daha iyi oturuyordu insanın kafasında… Sonucunda da bambaşka bir dünya, kişiler ve hikaye canlanıyordu akılda… Tabi film tamamen popüler bir iş olmuş, tadı kaçmış, vasatın çok da altını görmüş bir filmdir benim de gözümde…

  9. @Kızlı Erkekli Kedili Kitabı daha iyidir kesin ama yine de pek benlik bir konu değil. Filmden dolayı kitabına da mesafeli olduğum doğrudur. Her kitabın filmi çekilmesin taraftarıyım ama bu tarz kitapların filminin çekileceği önceden ayarlanıyor. Keşke daha düzgün bir iş çıkartsalarmış… 😀

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here