Ana sayfa Uncategorized 32. İstanbul Kitap Fuarı

32. İstanbul Kitap Fuarı

162
7

Geçen sene bir daha gelmem demiştim ama yine dayanamadım gittim. Her sene aynı şeyi söyleyip fuar zamanı yine kararımdan döneceğim gibi görünüyor. 32. İstanbul Kitap Fuarı‘nda neler yaşadım…

Önceki seneler imza kuyruklarına girmez, fuarın kalabalığı ve uzaklığından şikayet eder ve sadece kitap alır eve dönerdim. Bu sene ise kendimi imza almaya programladım. İlk durak-son durak otobüs, daha sonra ise iki aktarmalı uzun bir metrobüs yolculuğundan sonra fuar alanına ulaşabildim. Bu uzun yolculuk boyunca sürekli ayakta olduğumu da söylemeden geçmeyeyim. Metrobüsün kalabalığı zaten dillere destan, ondan bahsetmeye bile gerek yok.

Fuar uzak tamam anladık, elimiz mahkum yolları çektik. İkinci sorun ise benim fuara Pazar günü gitmem. Normalde kesseniz hafta sonu gitmezdim ancak imza almak istediğim yazarların imza günlerini hafta sonlarına koymuşlar.

Fuara girer girmez hızla imza almak istediğim yazarların kitaplarını satın aldım. Benim aldığım kitaplar kimse kusura bakmasın ama internetten daha pahalıydı. Bir tek Ahmet Ümit‘in son kitabı olan “Beyoğlu’nun En Güzel Abisi”ni evden getirdim. Fuardaki kitaplar ucuz diyenler ve buna karşı olanlar olmak üzere okuyucular ikiye bölünmüş durumda. Ben pahalı diyen taraftayım. Bazı yayınevlerinde güzel indirimler vardı ama bu durumun genele yayılması gerektiğini düşünüyorum.

Fuardan aldığım kitaplar:

İlk Sunay Akın‘ın imza sırasına girdim. Kitaplarını imzalamaya imza saatinden önce başlamıştı. Ama buna rağmen hatırı sayılır bir kuyruk vardı.

Kendisi oldukça sıcakkanlı bir insan. Okuyucularla yakından ilgilendi. Yüzümü kara çıkartmadı diyebilirim. 🙂 İstanbul Oyuncak Müzesi‘ne de hâlâ gidemedim, en kısa zamanda gideceğim.

Sunay Akın iki kitabını imzaladı:

İlk kitap kendisinin büyük bir hayranı olan annem içindi. “Geyikli Park” Sunay Akın‘ın çıkan son kitabı. Sırada beklerken okudum biraz, oldukça güzel. Tavsiye ederim, mutlaka alın. Kadınlar için imzaladığı kitapların arasına çiçek koymayı da ihmal etmedi. İnsanları mutlu eden küçük şeyler değil mi? Annem bayıldı tabii bu harekete.

İkinci imzalattığım kitap da daha önce okumadığım “Önce Çocuklar ve Kadınlar” kitabıydı. İsmimdeki “v” harflerini uçan kuşa çevirdi. Bir de güneşli bir günde deniz üstünde kayık çizmeyi ihmal etmedi.

İkinci olarak Banu Avar‘ın imza sırasına girdim.

Banu Avar sevdiğim ve takip ettiğim biri. İnsanların gözlerini açmalarını sağlayan ve sağlam fikirlerini topluma aktaran cesur bir kadın. İleride Başbakan olursam kabinemde kimler olacak, Kültür Bakanı kim olsun şeklinde hayal kurarım. Ufak at biraz demeyin zira hayal kurmak bedava. Dışişleri Bakanı olarak da aklımda hep kendisi vardı. 🙂 
İmzadan sonra ise ne yalan söyleyeyim kendisinden soğudum. Belim, ayağım ağrıyor; boynum tutulmuş. Sırada beklerken şöyle tweetler atıyorum:

Ben delirdikçe Banu Avar imza süresini uzatıyor.

Her kitabını imzaladığı kişiyle 10 dakika ne konuşur bir insan? Bununla da yetinmeyip birçok fotoğraf çekimi sırasında ayağa kalktı. Sırada olmayıp yandan gelip soru soranlar, onlarla da yaptığı uzun konuşmalar… İki kere de yerinden kalkıp sırada bekleyenlerle toplu fotoğraf çekimi yaptı.

Sıra bana geldiğindeyse de sinirimi fark etmiş olacak ki hemen imzaladı tek kelime de etmedi. Zaten bir tek “Güven’e” yazmış. İnsan içine bir cümle olsun bir şey yazar. Benim imzalatmam 10 saniye sürmüştür. Banu Avar yüzünden Ece Temelkuran‘ın imzasına da yetişemedim. Ahmet Ümit’ten imza almak içinse ayrı bir gün gerek, o denli uzun bir kuyruk. Şimdiki aklım olsa imza almazdım. İmza aldığım yazarlardan soğuyorum nedense. Ayşe Kulin‘den de bu şekilde soğuduğumu belirtmiştim. Siz siz olun beklentinizi fazla yüksek tutmayın.

Banu Avar‘ın sırasından çıkıp hemen karşısındaki Enver Aysever‘in sırasına girdim.

Enver Aysever tüm samimiyetiyle Banu Avar gerginliğimi üzerimden aldı sağ olsun. Benim için son iki kitabı “Nasıl Yazar Olunur?” ve “Edebiyat Ölmelidir?”i imzaladı.

J. K. Rowling‘in “Boş Koltuk” romanı ilk çıktığı zaman fazlasıyla merak etmiştim. Ancak 32 TL etiket fiyatına görünce acelesi yok, sonra alırım diye düşünmüştüm. İyi ki de öyle yapmışım. Fuarda 15 TL idi. “Buz Prenses”in de etiket fiyatı 23 ama ben 10 TL‘ye aldım. “Düğümlere Üfleyen Kadınlar”ı da imzalatırım diye aldım ama kısmet olmadı.
Domingo Yayınları‘nı en sona bıraktım. Kapak tasarımları güzel, tam benim kafa dengim kitaplar çıkartıyorlar. Aldığım üç kitap 62 TL olmasına rağmen 35 TL verdim. Siz de fuara giderseniz Domingo Yayınları‘nın standına uğramamazlık etmeyin.

7 YORUMLAR

  1. Ne çok kitap almışsın! Okumakla bitiremedim:) TÜYAP`a hiç gitmedim, ortam hakkında çok yorumum yok o yüzden. Ama aktardığın gibi olduğuna eminim. Ben sabırsız biri olarak imza için beklemezdim sanırım:)

  2. Bir solukta okudum yine 🙂
    Domingo yayınlarını not ettim , Banu Avar'a ben de sinir oldum.
    Bu arada Edebiyat Ölmelidir! derken 😮 , çok merak ettim.
    Boş Koltuk 'u görünce de benim tüyle diken oldu , bence çok kasvetli bir kitap 10 sayfa okuyamadım.
    Oyuncak müzesine biz de gidemedik hala, şu Sunay Akın ne sevimli bir adamdır yahu!

  3. @Semi M.Eller Bu kendimi tutmuş halim. Haftaya yine bir çılgınlık yapıp gidersem gene almayı düşünüyorum. 🙂 Gitmeyin zaten, ya da gidin kendi gözünüzle görün. Ben de sabırsızım ama o kadar yol çekmişken beklememezlik edemedim. :))

    @Damla Vuu çok sevindim! 🙂 Ben de kitapları bir solukta okusam keşke. Sürünüyorlar etrafta. 😀
    Detaylı incelemedim ama arka kapakta "Ucuz söylemlerin, sıradan bir 'dil'in esir aldığı ve neredeyse zekâmızla dalga geçen bir edebiyat dünyası… Yeniden aynaya bakmak için edebiyat ölmelidir" demiş. 🙂 Rowling iyidir ama okunmuyor mu cidden? 🙁
    Oyuncak Müzesi şahane, Sunay Akın daha da şahane. 😀

  4. Hepsi çok severek takip ettiğim yazarlar. Banu Avar, Ahmet Ümit ve Sunay Akın'a kitap imzalattırmıştım daha evvel. Sunay Akın ve Ahmet Ümit'in imza için gelenlere sıcak yaklaşımı çok hoş.Enver Aysever'e kitap imzalarttırmayı çok isterdim. TV'deki üslubunu beğeniyorum kitabıyla da tanışmak güzel olurdu:) Sunay Akın'ın yeni kitabını da sabırsızlıkla bekliyordum gördüğüm iyi oldu en yakın zamanda alıcam bir tane…

    Olağan psikopatlar enteresan bir kitap okuması da zevkli sayılabilecek türden. O yüzden güzel bir seçim:)

    Anlaşılan zor olsa da keyifli bir gün geçirmişsiniz. İşin için de kitap olur da keyif olmaz mı ? 🙂

  5. Tekirdağ'a var daha var:) Gözünü korkutma milletin:)
    Bir de şöyle düşün. Ben cumartesi günü bir arkadaşıma gitmek için sabah 10.00'da yola çıktım, 14.00'te arkadaşımdaydım. 3 saat yolculuk sürdü, 1 saat de geciken arkadaşımı bekledim. Sırf arkadaşlarla buluşmak için 4 saat yol tepiyorsam, kitap fuarı için hayda hayda göze alırım yolculuğu. İstanbul büyük, kalabalık ve ulaşım problemi var maalesef:(
    Seni ve senin gibi uzaklardan gelenleri tebrik ediyorum. Keyifli okumalar…

  6. @sezer eser perker Yunanistan diyecektim yine insaflı davrandım. 😀
    Tamam biz de söylene söylene o yolu çekiyoruz ama bir kere gitmek yetmedi insan tekrar gitmek istiyor. :))

    3 saat yol çekemem ben, üstüne bir de beni 1 saat bekletse vuu düşünemiyorum bile. Orta bir yerde buluşsaydınız keşke. 🙂 Zor insanım zor… :DD

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here