Ana sayfa Uncategorized Kitap Fuarı mı? İşkence mi? 31. İstanbul Kitap Fuarı

Kitap Fuarı mı? İşkence mi? 31. İstanbul Kitap Fuarı

147
17

(Bu yazı, 30. İstanbul Kitap Fuarı yazıma ekleme ve değişiklik yapılarak oluşturulmuştur)

Geçen sene “Fuar sonrası şuna karar verdim: Evimin önünden fuarın kapısına metro yapılmadıkça bir daha da Davos’a gelmem hikayesi gibi fuara adımımı atmayacağım” demiştim. Bu nedenle bu yıl 31.’si düzenlenen İstanbul Kitap Fuarı’na gitmemeye karar verdim.

1. Fuar ebesinin nikahında. Şehirden uzak fuar yapmak kimin aklına geldiyse bravo. Şehir içinde bu kadar büyük arazi yok vs. diye kimse bıdı bıdılamasın. Alışveriş merkezi yapmaya gelince arazi bol, fuar yapmaya gelince yer yok öyle mi? Hadee!! Fuar o kadar uzak ki, Bulgarlar fuarı gezer bitirir biz hala fuar yolunda oluruz, o derece. Bir yolunu bulup fuara gitmeyi başardın diyelim, gidince dönüşte nasıl taşırım ben bunları düşüncesiyle kitap almaya korkuyor insan.

2. Kitap Fuarı değil bildiğin Çoluk-Çocuk Fuarı. Bana göre fuarın en büyük eksiği, çocukların ve yetişkinlerin aynı anda geziyor olması. Geçen sene gittiğimde çocuklara çarpmamak için akrobasi hareketleri yaparak fuarı gezmiştim. Normalde çocuklara bir garezim yok ama fuarda o kadar çok çocuk var ki bir saatten sonra “Yeteeerrrr!” diye bağırasanız geliyor. O kadar çocuğun çıkardığı gürültüyü düşünün. Sonuç tam bir baş ağrısı. Stantların arasında dolaşırken ilginizi çeken bir kitabı gördünüz ve incelemek istediniz, hemen o kitabı yere bırakın ve oradan uzaklaşın. Çünkü bir grup çocuk, öğretmenleriyle birlikte toplu olarak oraya yaklaşmakta ve aradan 5 dakika geçtikten sonra  ‘Abla bu kaçaaaa!’, ‘İndirim yap be abiiii!’, ‘Öğretmenim Recep saçımı çekiyoooor!’ ya da ‘Çocuklaarrr aranızda kitap almak isteyen var mııııı?’ gibi ‘Çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü özür dileriz’ tabelası asılması zorunlu olan ‘bağırtılar’ duyacaksınız. Aslında çoğu çocuk oraya zorla getiriliyor. İlkokul döneminde biz de gitmiştik otobüslerle fuara ve o zaman büyük eziyet çektiğimi hatırlıyorum. Yol bitmemişti, yorulmuştum ve hiçbir şey anlamamıştım.

3. Kitap standı çalışanlarının dekora dönüşmeleri. Sakinleştiniz ve gezmeye devam ediyorsunuz. Sevdiğiniz yazarın kitaplarını indirimli almanın verdiği haz ile önceki siniriniz artık tamamen yatıştı. Aradan biraz zaman geçti ve bir standa yaklaştınız, kitap alacaksınız ama bir konu hakkında soru sormak istiyorsunuz. Soramazsınız çünkü görevli transa geçmiş bir şekilde kitap okuyor. Standı boşaltsanız ruhu duymayacak. Arkadaş, oraya seni kitap oku diye koymadılar, önünde duran kitapları sat diye koydular! Kütüphane mi sandın sen orayı? Adamı görünce kitap alacağınız varsa bile vazgeçiyorsunuz.

4. İmza almak çok mu önemli? Yazarların okurlarla buluşması tabii ki çok güzel bir olay. Ancak kitap imzalatmak bana göre o kadar da mühim bir olay değil. Bugüne kadar imza gününü takip edip de gidip imza aldığım hiçbir yazar olmadı. İmza aldıklarımın hepsi tamamen tesadüf eseri oradalardı. Geçen sene gittiğimde  imza almak istediğim yazarlar orada yoktu. Ben de her istediğim yazardan imza almak için aynı yolu 80 kere gidip gelemem, kusura bakmayın.  “Ayşe Kulin 17 Kasım’da, Zülfü Livaneli 19 Kasım’da gelecekmiş.” “Aa, dert ettiğin şeye bak her iki günde de gelir imzalatırız kitabımızı. Zaten evimiz hemen şu köşeyi dönünce sağda!!!” Hem imza alsam ne olur almasam ne olur.. Kitabı imzalatırken o yazardan soğuma ihtimalin bile var. Kitaplarını öle bayıla okuduğum Ayşe Kulin‘e, ben hevesle kitabı imzalatırken o öffleyip pöfleyince bir anda soğumuştum kendisinden.  Bir de imza aldığı insanlarla resim çektirmeye çalışanlar var. Resim çektirip elaleme hava mı atacaksın, yoksa çerçeveletip odana mı asacaksın? Onunla uğraşacağına iki kelam et de belki bir iki şey kaparsın!

Kısacası kitaplar ve fuarlar iyi olsa da İstanbul Kitap Fuarı o kadar da matah bir yer değildir. Fuarın adı acilen Sofya Kitap Fuarı olarak değiştirilmelidir. İmza toplayıp bir an önce bunu hayata geçirebileceğimizi düşünüyorum. Çocuklara (okullara) ayrı giriş saati olmalıdır. Sonuçta bu söylediklerimin hepsi benim kişisel düşüncelerim. Siz gidin görün kendiniz karar verin. Tabi gidebilmeyi başarabilirseniz!

17 YORUMLAR

  1. Ben TÜYAP'a çok yakın oturuyorum:) O yolu her şehir içine geliş gidişte çekiyoruz. Alıştım herhalde. Her yere de gayet güzel gidip geliyorum.
    Bir gün için çekilir bence. Eğer fuara gelmek istiyorsanız tabii. Araba fuarında uzak muzak dinlemedi hiç kimse. Beylikdüzü'nde trafik faciaydı araba fuarı zamanında. O kadar kalabalıktı.

  2. Abim, fuarın yakınındaki bir lise de öğretmen ve hergün saat 8'de ders başı yapmak için evden 6'da çıkıyor.Normal bir günde böyle iken şimdi düşünemiyorum -Üsküdardan- oraya kaç saatte varabileceğimi :)) İmza hakkındaki düşüncelerinize de katılıyorum,ben yazara değil ki, hayal gücüne,kurguya ve sözlere değer veriyorum keza; çoğu özel hayatlarında o kadar da takdir edilecek bir yaşantıya sahip değil.

  3. "Fuar o kadar uzak ki, Bulgarlar fuarı gezer bitirir biz hala fuar yolunda oluruz" cümlesine bayıldam. Gerçekten de çok haklısınız. Bir öğretmen olarak ve salı günü öğrencilerini fuara götürecek biri olarak şunu söyleyebilirim. İlköğretim öğrencileri için durum gerçekten daha zor. Biz lise öğrencilerimizi götürücez fuara, bir arada dolaşmayıp, herkes istediği şekilde gezecek. Belirlediğimiz satte tekrar buluşucaz. Umarım bu şekilde diğer ziyaretçilere rahatsızlığımız olmayacak…

    • Lise öğrencisi çocuk değildir artık onlar gitsin bir şey demiyorum. Ama ben gittiğimde anaokulu çocukları bile gördüm. Onların ne işi var! :)) Grup halinde gezilmezse sizin dediğiniz gibi sorun olmuyor.

  4. kesinlikle yerinde tespitler!!
    geçen sene ferid edgü'yle tokalaşıp imza alamayınca, kitap fuarı'na kendi çapımda tavır almıştım. :/ ama ordan çıkıp hemen yan tarafındaki istanbul sanat fuarını gezmek harika olmuştu, koca alanı gezmeye doyamamıştım. =)
    gelgelelim, iki organizasyon yine aynı tarihlere denk geliyor ve kitap fuarına gidince muhakkak orayı da şööyyle bir gezmek gerek. bu arada fuar alanı uzak ya, iett sağolsun bizleri düşünmüş; metrobüsün son durağını fuar alanının yakınına kadar getirmiş. fuar alanından evine dönmek için kara kara düşünenlere bir şekilde ilaç olabilir. =)
    bense geçen seneden sonra gitsem mi gitmesem mi kararsız kaldım. ya bana sürekli fuarı hatırlatan arkadaşımı öldürücem ya da sadece artist 2012'ye gidip orda yatıya kalıcam… :p

    • Teşekkürler. ;))Aslında ben de iki fuara da gitmek istiyorum ama yukarıda yazdığım sebeplerden ötürü gidemiyorum, gitmiyorum. Metrobüs demeyin bana! Kabuslarıma giriyor. :DD

  5. Anadolu yakasında oturanlar için tam bir işkence… Ayrıca çocuk konusunda size hak veriyorum… Zaten geçitler dar… Gidiş, geliş birbirine karışmış. Fuardan zevk alamıyor insan o şekilde..

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here