Kitapları Çizmeyelim Kampanyası

Herkes kitap okuyor, kitap okuma oranı da 'görünür'de arttı, o da güzel. Ama şu kitapları okurken beğendiğiniz yerlerin altını çizmeyin Allah aşkına. "Sana ne arkadaşım! Kitap benim, keyif benim, ister çizerim, ister çizmem" diyebilirsiniz. Ben olsam ben de derdim ama siz yine de çizmeyin arkadaş! Çizilen kitapları görünce içim parçalanıyor. Kitap çizilmez okunur, resim çizilir. Böghhh! :) 

Kitap Okurken Altını Çizme

Kitap okurken beğenilen ve duygulara dokunan (laflara bak) yerleri, daha sonra tekrar hatırlamak ve tozlu raflardan çıkartıp tekrar duygulara dokundurtmak (oo bu çocukta iş var) adına okumak için çizmek bana oldukça ters bir durum. Şu ana kadar ders kitabı (öğretmenin çizin dediği yerler) hariç herhangi bir kitabın üzerini çizdiğimi hatırlamıyorum. Kitabı çizersem büyüsü kaçacakmış gibi geliyor bana. Merak ettiğim, o çizdiğiniz yerlere bir daha kaç kere dönüp bakıyorsunuz? Çizerken konsantrasyonunuz dağılmıyor mu? Ben çizmeye kalksam "Aman düz çizemedim, kelimenin üstünü çizdim" vs. diye bir ton strese girerdim. Kitabı çize çize de içine eder, okunmayacak hale getirirdim.


Kitabın bir sayfasının ucu kıvrıldı diye deliye dönen ben, okuduğum kitabın içinde bir çizik görsem ne yaparım bilemiyorum. Düşünsenize, arkadaşınıza okuması için bir kitap veriyorsunuz ve geri aldığınızda kitabın içinin altı çizili yerlerle dolu olduğunu görüyorsunuz. Vuhuu!! Büyük skandal. O kitap okunmaz bir daha kaldır at.

Bir kitabın altını çizmek, bir kedinin idrarını bırakarak yerini belli etmesi ile eş değerdir. Yani burada, çizilen kitap yalnızca okuyucunundur ve okuyucudan başkası okuyamaz mesajı vardır. Çünkü okuyucu, çizilen kitabın içine anılarını da gizlemiştir, bir nevi 'anı izi'ni bırakmıştır sayfalara. Yine de saygım sonsuz, kitap okunsun da nasıl okunursa okunsun taraftarıyım.
Yazar: Güven Turan
Ben Ölmeden, Yayım Saati: 20:43
Bu yayını paylaşın :

+ yorum + 71 yorum

5 Mart 2013 20:46

Sadece kişisel gelişim kitaplarının altını çizen biri olarak kitapların gelişigüzel yıpratılmasına ben de karşıyım...

5 Mart 2013 20:47

Kişisel gelişim de olsa kitap kitaptır. :)) Hiç çizilmesin. [-(

5 Mart 2013 21:00

kitapların altını çizmeye ben de karşıyım, hiç çizmem, çizilmiş kitabı da okumaktan keyif almam.çok çok beğendiğim yerler olduğunda, kısa bir cümleyse not alırım, uzun bir yazıysa post it flags denilen ürünleri kullanıyorum. beğendiğim yerleri daha sonra açıp yeniden okuyan bir insanım,zamanın beni nasıl değiştirdiğine şahit olmak hoşuma gidiyor.iki sene önce şurdan etkilenmişim, şimdiyse şunu hissettim vb şeklinde... ama çizmeye hayır...

www.kontesce.com

5 Mart 2013 21:03

Söylediklerinize aynen katılıyorum. Ben de çizilmiş kitabı okuyamam. Ama zaman zaman not aldığım oluyor...

5 Mart 2013 21:04

Yıllardır birsürü blog takip ediyorum ve ilk defa sanki benim dilimden yazılmış gibi böyle sırası sırasına aynı cümleler okudum :)
Okadar çok katılıyorumki size başka şekilde nasıl ifade ederim bilmiyorum..
Özelliklede o çizilen yerlere gerçekten bir daha dönüp bakıyor mu sayın kitapçizerler çok merak ediyorum..
Ayrıca da dediğiniz gibi dikkati dağılır insanın valla bravo başarabilene:)
Okumak güzel okuma oranını artırmak güzel ama çizmeden okuyasak daha güzel olmaz mı ?
Ellerinize sağlık..
Sevgiler ;)

5 Mart 2013 21:04

Kitapların çizilmesine ben de karşıyım. Kendim ders kitaplarım dahil olmak üzere hiçbir kitabıma kıyamamışımdır. Bir ara beğendiğim yerlere post- it koyup daha sonra bir deftere not alma gibi bir huyum vardı. Ama onu da üşengeçlikten bıraktım, gitti.
Geçenlerde yakın bir arkadaşıma kitaplarımı verdim seri olarak. Annesi, kardeşi, ortak bir arkadaşımız dahil olmak üzere dolaştı kitaplar epey yıpranmış olmasına rağmen ses etmedim. Sonra geçenlerde sevmediğim bir ortak tanıdığımız 'Senin kitabını kaybettim, mahcubum. Pucca versem olur mu?' dedi. Meğer bizimki benim kitabımı sormadan- ki gerekçesi de sormak ayıp olurdu kıza- kıza vermiş kız da kaybetmiş. Bana da elindeki Pucca'nın kitabını verecekmiş sus payı olarak öbürü:/ Kudurdum. Kızdım da. Böyle iş olur mu ya!?

Hazır kitap bahsi açılmışken derdimi döktüm buracığa, affola. Ama altını çizerek geri verecek arkadaşı aratan bi durum olduğundan bahsedeyim dedim.

5 Mart 2013 21:14

Duygularınıza tercüman olduysam ne mutlu bana. :)
Herkesin günahını almayalım bakan mutlaka vardır ama bakmayan, gösteriş olsun diye çizen de çok. Dikkat dağılması da kişisel, dağılmayanın bravo.
Çizmesek süper olur ama çizene de niye çizdin diyemeyiz. Sakal-bıyık hikayesi. :)

5 Mart 2013 21:15

Ne zamandir buna benzer bir yaziyi yazip yazmama arasinda gittim geldim ki, sen yazmissin benim yerime. Kitap cok kutsaldir benim icin. Cok önemlidir. Nasil ki kendi yazilarimiza kiyamiyor, kimsenin üstünü karalamasini istemiyorsak, kitaplarin da altinin cizilmesine karsiyim.
Yillar önce bir arkadasima kitap ödünc vermistim, kitabim geri döndügünde orta yerinden ayrilmis neredeyse. Allah cinnet ani benim icin. Okurken bas sayfayi en arkaya yatirmis, kitabi iki kat etmis. Kitabi attim cöpe, gittim yenisini aldim.

5 Mart 2013 21:17

Post-it, not tutma kitaplardan soğutuyor insanları bana göre. Not tutayım derken kitabın büyüsünü kaçırıyorum ve başka yerlere dalıp gidiyorum. Yaz yaz nereye kadar...
Kitap yıpranma olayı ise daha fena. Kitabı kullan-at objesi olarak görenlerin çokluğu yüzünden gelişemiyoruz. Sen başkasının kitabını nasıl izin almadan verirsin?? Okuyunca ben de sinirlendim. :o Ben de içimi döktüm rahatladım. :)

5 Mart 2013 21:24

Siz de yazın, aynı konunun farklı yorumları daha fazla ses getirir. Kitap benim için de çok önemlidir o nedenle ucu kıvrılsa deliriyorum. Arkadaşlara kitap ödünç verilmez bunu bilmiyor musunuz? :-)

5 Mart 2013 21:24

post itlere yazamayan, hatta kitap okurken yazmayı gereksiz bulan ve dediğin gibi karalanmış satırlardan nefret eden bi insan olarak önemli satırların yanına birer minik sempatik noktacık koymakla çözüyorum ben bu işi.

5 Mart 2013 21:27

Ögrendim artik Güven bey. Sadece bir iki kisi var artik kitap verdigim, yada ödünc aldigim. Onlarda benim gibi kitaplara cok deger veren arkadaslarim.
Haklisiniz, bir yazinin bir kac farkli kisiden yazilmasi daha cok ses getirebilir.
En yakin zamanda yazacagim insallah.

5 Mart 2013 21:27

bırak çizmeyi, bir tarafı kıvırılırsa kıyamet! :D O yüzden insanlar benden kitap ödünç almaya geldiğinde bin kez düşünüyor, gerçi düşünüyorlar da ne oluyor, kitap yerine avuçlarını görüyorlar ve bilirsin; bir güzel yalanız o avuç :D :)

5 Mart 2013 21:28

Tam da duygularıma tercüman oldunuz...

5 Mart 2013 21:29

İnsanlara kitap ödünç vererek gerçek yüzlerini ortaya çıkarabiliriz sanırım. Bekliyorum yazınızı. (o)

5 Mart 2013 21:30

Ben birkaç kere denedim. Olmuyor olmuyor... En sonunda delirip bıraktım. Karalanmış satır kalıbı bile beni gerdi şu an. Sempatik noktacık da olmasın, hiçbir şey olmasın. =))

5 Mart 2013 21:33

Kıvrılma fena çizilme daha da fena. Ödünç alma olayı da çok yakınlar hariç kalksın artık. :-d

5 Mart 2013 21:34

Ne mutlu bana. :) Konu hakkında bir yazı da siz yazın isterseniz? (o)

5 Mart 2013 21:50

Post it kullansak not alsak ? :)

5 Mart 2013 22:00

Evet çok çok haklısın , her cümleye sonuna kadar katılıyorum :) Kıyamam ben.

5 Mart 2013 22:06

O olur. :) :)

5 Mart 2013 22:08

Kitap altındır. :) hatta daha değerli. Çizenler kıydıkları için değil de bağlandıkları için ve kimselere vermek istemedikleri için çiziyor olabilir ama yine de bana ters.

5 Mart 2013 22:09

Sonuna kadar katılıyorum sana yerinde bir yazı olmuş kitap katlanmaz,çizilmez ve de renkli kalemlerle işaret yapılmaz ben başına tarih bile atmam kitaplarım kıvrılmasın diye çok özenirim dikkatli okurum.gerçek bir okur da bu şekilde olur ve olmalıdır diye düşünüyorum bu yazına istinaden teşekkür ediyorum

5 Mart 2013 22:21

Gercektende yazdim yaziyi :)

5 Mart 2013 22:23

ben test kitaplarımda soru çözerken bile düzenli yazmaya özen gösterirdim. hele ki okurken nasıl gönülleri el veriyor anlamıyorum ben. içim gider benim :(

5 Mart 2013 22:32

Ben teşekkür ederim, gerçek okur böyle olmalı demeyelim de kitap çizmeye kıyamıyoruz diyelim. :) :) kitap çizilmez ama cidden.

5 Mart 2013 22:34

Ben de test kitaplarının kenarlarına özenli yazardım bazen. Sanki başkası görecek. :) içim gitmez benim bunalırım, deliririm. :)

5 Mart 2013 22:44

Ucu kivrik sayfalara ben de deli oluyorum, hele okurken kitabimi arkaya dogru katlayanlara zir deli oluyorum, ama kitabi cizerim ben arkadas:) begendigim kitaplarin ici degisik renk cizgilerle ve hatta notlarimla doludur. Kendi kitabimsa tabii. O notlari sonra bir daha bir daha okurum. Kitabi bir tukatim malzemesi olarak goruyorum ben, koleksiyon degil ki? Yepyeni kalmis, okuyucusundan hic bir karakter kazanamamis litap oylece toz mu tutsun raflarda? Oradaki bilgiyi kesmek, bolmek, daha az onemli olandan ayirmak, oynamak lazim bence. Ha bir de cizgili/notlu kitaplarimi isteyen arkadaslarim olur bazen. Oyle cuzgun ciziyorum ve yaziyorum ki kitap hem okunabilir kaliyor hem de kendine has bir ruh ediniyor. YIrtmadan parcalamadan kapagini kirmadan bir iz birakmaliyim kitabimda... Sen onda iz birakmazsan o da sende iz birakmaz.

5 Mart 2013 22:54

Sosyoloji, psikoloji kitaplarını çizmeyim de sonra çıkamayım işin içinden. Psikolojimi bozayım! Bir tek konu bile elli sayfada anlatılıyor. :P Not tutmakla çözülecek bir şey değil ki. Ama ders kitapları dışındaki kitapların çizilmesine ben de karşıyım. Dikkatini dağıtıyor gerçekten çizilen kısımlar. Şimdi bir de çoğu kişi ben çizmem, karşıyım der ama çizdiği olmuştur şimdi.

5 Mart 2013 23:18

Ben beğendiğim cümleleri işaretlemek için çoğunlukla şu yapışkanlı şeylerden kullanıyorum. Zarar vermiyorum hem kitaba da. Ama bazen, cümlelerin altını çizmesem de bazı beğendiğim kısımların başlangıç ve bitiş yerlerine minik işaretler koyuyorum.

Evet, bu kitaba "sadece benim" havası veriyor belki. Belki de böyle olması daha bir içime geliyor. Böyle işaretlediğim kitapları da birilerine ödünç verme taraftarı olmuyorum pek.

Kitapların hunharca karalanmasından yana değilim. Ama kitap çizmek bana kötü gelmiyor. Elime bilmem kaçıncı el, eski bir kitap aldığımda, birilerinin kimi cümlelerini işaretlediğini görmek, hele ben de bu cümleleri beğenmiş ve benimsemişsem, çok hoşuma giderdi. Düşünün, sizden yıllarca büyük biri belki o şu an, belki de yaşamıyor ama aynı satırlar kalbinize dokunmuş. Bence büyüleyici olan bu.

Ama birine ödünç verdiğim bir kitabı çizerse ben de çıldırırım! Buna hakkı yok çünkü. Ben ödünç aldığım kitapların üzerine titrerim, sayfalarını çevirirken dikkat ederim, o kalkacak benimkini karalayacak, olmaz öyle.

5 Mart 2013 23:23

Ders kitaplarının tamamını çizerek okuyan bir insanım ama okumalık :) kitaplarımda post it ler çok işimi görüyor. çizmiyorum çizemiyorum/ ama çizilmiş kitapları okumak hoşuma gidiyor diğer okuyucunun nelere dikkat ettiğini görmek sanki özeline giriyormuşum gibi hissediyorum:P

5 Mart 2013 23:29

Farklı bir düşünce okumak da hoş tabii. Siz çiziyormuşsunuz ama daha sonra tekrar okumak kaydıyla. Kitapları üstünkörü çizip çizip, kenara attıktan sonra yüzüne bakmayanlar da var. Ama her şeye rağmen ben çizilmemesi taraftarıyım. Fiziksel ize gerek yok diye düşünüyorum. :)

5 Mart 2013 23:32

Onları çizin... demek istesem de onları da çizmeyin. :) Ders kitaplarına bir yere kadar tamam ama normal kitapları çizmek neden? Dediğiniz doğru herkes çizmem diyor ama evlere baskın yapsak çizili kitaplar yakalarız. :p

5 Mart 2013 23:35

Post-it doğru seçim. Minik işaretler yerine paragraftaki kelimeyi yazmak yeterli olabilir aslında. Ben çizersem, sen çizersen ohooo kitapta okunacak yer kalmaz. Yok yok çizilmesin. :) Ben karşıyım her türlü. Çok yanlış bir şey ama ikinci el kitap okuyamam zaten. :-#

5 Mart 2013 23:37

Post-it de kullanmayan biriyim, ikinci el kitap da zorunlu olmadıkça okuyamam. Milletin özelini ne yapayım? Çizilmiş kitap görsem önce ayıplarım sonra kitaptan soğurum. Biraz dengesizim. :)

5 Mart 2013 23:42

Bense taraftarım. İnsanlar karalasın, içine etsin demiyorum ama minik işaretler bıraksınlar kitaplara, sonra ne bileyim, o an akıllarından geçenleri not alsınlar (kitap üzerine değil tabii, bir minik kağıda) sonra elden ele dolaşsın. Bu bence insanın sonsuz olmasının da bir yolu, o kitapla birlikte yaşamasının. Düşüncelerini çok çok sonra yaşayan insanlara ulaşmasının. Bunu çok heyecan verici buluyorum. Ama bu konuda derin bir fikir ayrılığı yaşıyoruz. Sanırım biraz daha açıklayıcı olmak adına yazdım bu yorumu. ;(

5 Mart 2013 23:50

Fikirler karşı olsa da ortak nokta "kitap okunsun da nasıl okunursa okunsun" sanırım. :>)

6 Mart 2013 00:14

dengesizliğin böylesine can kurban :-)

6 Mart 2013 00:17

=)) =)) :)))))))))))))

6 Mart 2013 00:18

Siz hiç ders kitaplarının kenarına canınız sıkıldığında ilginç şekiller yapmadınız mı? :)
Şaka bir yana ders ve test kitapları haricindeki kitapların çizilmesi taraftarı değilim. Ne o öyle ödev gibi sanki özet çıkartıyoruz! :d Kusura bakmasınlar da sanki dönüp okuyacaklar o satırları tekrar, ben bakmam nereyi çizmişim diye, belki ikinci kez okuduğumda beğenmeyeceğim o satırı! Olamaz mı, olabilir! Çok beğendiyseler o cümlecikleri, yanlarına bir defter alsınlar ya da post-it, ona yazsınlar ama yok altı çizmek kolay yol; şimdi defteri aç, kalemi çıkar, cümle kısaysa amenna ama ya uzunsa!? Gerçi gerek yok tabi böyle alengirli yollara, bir şeyi beğendiysen mutlaka zihninde yer edinir diye düşünüyorum.
Arada kendime de laf çarpıtayım bir kitabımı arkadaşın istediği üzerine iki üç satır çizdim ama yüreğim el vermedi devamını getirmedim, tabi dersimi de aldım bu olaydan sonra çünkü kitap bana kırılmış olacak ki küçücük evde kayboldu. Ders kitaplarımın altını çizerdim ama düz çizgi çizene kadar kaç kere siler-çizerdim Allah bilir. Benimki naçizane defter yaprağı karalama hobisi. Kitaplar okunmak için defterler yazılmak için bekler.
Çok iyi olmuş bu yazı,içimizi döktük gidiyoruz, ellerinize sağlık! (o)

6 Mart 2013 00:26

Yaptım ama ders kitabı o. :) Çizmek de not tutmak da zaman kaybı ve kitap okumanın büyüsüne aykırı bana göre. Hayal dünyası çizilir mi arkadaş! :)
Kitap resmen küsüp, kaçmış sizden. Elini, yüzünü çizmişsiniz. =))

Gerçekten herkes çok dolmuş. Ama iyi oldu. Bence herkes böyle bir yazı yazmalı blogunda. (o)

6 Mart 2013 01:46

Ben de çizmem. Önemli bulduğum şeyleri ayrı bir deftere yazarım.

6 Mart 2013 08:17

Hoşuna gitmeyecek ama ders çalışırken çizerdim =) hatta resimlerde çizerdim zati tasarımcı oldum :P güzel bir romanda da çok özlü bir söz ya da hitap olmuşsa orayıda belirtmek için çiziyorum =) malesef, başka türlü kıvırma yıpratma bende sevmiyorum hatta aldığı rafa koyarken öküz gibi itip kakarak kıvrılmasına sebep olanlara çok kızarım =(

6 Mart 2013 09:21

Harbiden, ne dertliymiş millet bu hususta. :D Hayranlıkla okudum yorumları. Ee.. o çizmiyor bu çizmiyor.. kim çiziyor bu kitapları diye sorasım bile geldi şu an. :p
Şaka bir yana. Sen kitabı eline alıp oku da, çizmesi eksik kalsın yani. Bence.. Oran artmış ama o oran öyle minik ki.
Şahsen kitabı elime aldığımda, diğer elime kalemi alayım da, beğendiğim yeri çizerim diye şimdiye kadar düşünmedim. Sanki ders çalışıyorsun. Çizik kitaplardan da rahatsız olmam. Yeter ki içimde okuma isteği olsun. Ki o istek bayadır yok içimde. (Şimdi taşlayacak beni herkes..) :D

6 Mart 2013 09:24

Ben de senin gibi düşünüyordum önceleri aman kitabıma zarar gelmesin aman düzgün dursun diye çok çaba sarf ediyordum. Hatta benden ödünç kitap alıp geri vermeyen, kitabı hor kullanan arkadaşlarımın listesini bile yapmışlığım var:)
Fakat şuanda sevdiğim cümlelerin altını çiziyorum. Çünkü eskiden okuduğum kitaplara baktığımda, hani şu hala gıcır gıcır olanlara, sanki hiç okumamışım sanki bana hiçbir şey katmamış gibi duruyorlar kitaplığımda. Oysaki şu son zamanlarda okuduklarımda gerçekten kitabı hakkıyla okuduğumu hissediyorum. Belki saçma ama öyle geliyor... Öyle ki okumuş olduğum kitaplar arasında sevmediğim varsa hemen kendini belli ediyor çünkü hiç çizilmemiş hiç yıpranmamış elime çok az almışım bu kitapları :-?

6 Mart 2013 10:21

Kitaplarda etkilendiğim kısımların altını çizmek, neler hissettirdiğine dair notlar almak beni hiç rahatsız etmiyor. Özellikle çok etkilendiğim kitapları dönüp tekrar okuduğumda, nelerin beni etkilediğini görmek hoşuma gidiyor. Kitabı çizmek, notlar almak vs. o kitabı daha bir benim yapıyor sanki. Kıvrılması, yıpranması, kapağının kırılması falan beni de rahatsız ediyor tabii ki ama kitapçının rafından yeni alınmış gibi durması da şart değil bence.

6 Mart 2013 10:44

Kitapların altını çizmekden nefret ederim, onun yerine post-it'e yazarım arasına koyarım..
Kitaplarımı şeffaf kaplık ile kaplarım, hele ki bi sayfası köşesi kıvrılsın içim acır ya..

6 Mart 2013 12:04

Kitapların çizilmemesine karşıyım ben de!
Kuran mı lan onlar:D Kutsal gibi.
Kitabı kitap yapan okunulduğunu, üzerine düşünüldüğünü gösteren işaretlerdir.
Her yerini çizerim ben, hatta eskiden kurşun kalemle çizerdim, şimdi rengarenk çiziyorum:)
Konuyla ilgili ben de yazmıştım zamanında:)

6 Mart 2013 13:08

Deftere yazmak da zor ama çizmekten iyidir. :)

6 Mart 2013 13:09

Bilinçli çizmeye bir yere kadar tamam ama çizmiş olmak için çizmeye hayır. (o)

6 Mart 2013 13:11

Periler çiziyor ahahahah =)) Okumak her şeyden önemli dediğiniz gibi. Okuma isteğinin azlığı da bahardandır kesin. :)

6 Mart 2013 13:44

Kitaplarımın kapaklarına dikkat ederim ama notlar alırım birçok... Kenarına köşesine.. Çizerim de ^^ Sadece antika kitaplarıma bir şey yapmam. Ben çizen taraftayım. Bu kadar yorum sonrasında linç etmeyiniz lütfen :D

6 Mart 2013 14:07

Kendinizi öyle mutlu hissediyorsanız bu şekilde okumanız güzel ama o zaman kitap sadece size özel olmuş oluyor ve başkasının okuması zorlaşıyor. Bilinçli çizmeye örnek sizinkisi.

6 Mart 2013 14:07

Fikrinize saygım sonsuz ama ben kitap her daim dün alınmış gibi dursun isteyenlerdenim. :)

6 Mart 2013 14:08

Benim kafadansınız siz de. Ama ben post-it'le bile uğraşamıyorum.

6 Mart 2013 14:08

=)) Ahahahahah. Tamam çizin kızmayın hemen. Ben çizmiyorsam, üzerine işaret koymuyorsam okumadığım anlamına gelmez tabii.

6 Mart 2013 14:11

Şimdiki kitaplar da ileride antika olmayacak mı? Çizmeyin!!! =)) Let the linç begin! =))

6 Mart 2013 14:30

Aha ha let the linç begin :) Çizin o zaman. Çizin altını canım. Bu arada Kur'an değil onlar, evet. Yinede önemli kitaplar. Kuran'ı çizende olmuştur muhakkak. Arapça öğrenirken. Buyurun buradan yakın.

6 Mart 2013 14:36

Konu nereden nerelere geldi. Çizmeyin! :)

6 Mart 2013 15:51

Kendimi buldum bu yazıda :d
Kitap alırken dakikalarca incelerim baskısı düzgün mü, kapağı kırılmış mı. Bırakın çizmeyi, okurken biraz yıprandığını hissetsem kötü olurum. Kendimden bile kıskanırım kitaplarımı o derece. Çizmek de oldukça saçma geliyor bu yüzden, kitabın ruhunu bozuyor. Takıntılı biri olarak çizmeye kalksam düz çizemedim, aman yamuk oldu gibi konulara ben de takılırım, hiç gerek yok o yüzden :d

6 Mart 2013 15:55

Ben de özellikle öndeki değil de arkalardaki kitapları alıyorum. Dediğiniz gibi çizmeye hiç gerek yok. :)

Bu kampanyaya bende katılırım.... Eskiden kitaplarımı kimseler vermez, herkesden kıkanırdım ama büyüyüp kitap paylaşmanın anlam ve önemini anlayınca altı çizilmiş, bekareti bozulmuş kitaplar beni yorar oldu..Okurken birde acaba bunun altını niye çizmiş bir önceki diye düşünmek çok zor :))

7 Mart 2013 16:49

Ben bir tek teyzeme veriyorum şu an. Normalde de istemez kimse benden zaten. Çekiniyorlar belki de. :-) İleride paylaşma duygum daha ağır basabilir belki ama yine de çok zor.

Bekareti bozulmak yerinde bir tabir. Keşke hep bakire kalsalar. :p

Zarar görmesin diye kapağını bile fazlaca aralamadan okuyorum, nasıl kıyıp da çizeyim :)

15 Mart 2013 12:36

Ödünç kitap asla okumam. Bir kitabı okuyacak isem ellerimden çıktıktan sonra kütüphanem de yer bulmalı!
Ve evet ben de çok sinir oluyorum kitapların çizilmesine, içim gidiyor , canım acıyor.
Bir de şöyle düşünüyorum; hikayenin tam ortasında kaptırmış okuyorken asla aklıma gelmez ay dur şurayı çizeyim demek.
Duygularım yazıya dökülmüş sayende , ağzına sağlık :))

15 Mart 2013 13:40

@Damla Ben de okuyamıyorum. O kitap benim olacak mutlaka. :)) Benim de aklıma gelmez hiç. Okurken beğendiğim bir yer olursa "Aa iyiymiş bu laf" dedikten sonra okumaya devam ediyorum. Kim uğraşacak çizmekle. Konsantrasyon bozulur hemen. :D Teşekkür ederim, bir yazı da sizden bekleriz konuyla ilgili. :))

15 Mart 2013 17:07

Sevgili Güven, yazınız çok hoşuma gitti. Özellikle "Bir kitabın altını çizmek, bir kedinin idrarını bırakarak yerini belli etmesi ile eş değerdir." cümlenizi güzel anlatım örnekleri defterime not ettim :)

Yalnız bu konuda bir kampanyaya katılacak olsam tam tersine katılırdım. Ben çizerim çünkü. Özellikle felsefe, psikoloji, hukuk, tarih gibi araştırma/inceleme türü kitapların altını çizerim. Hatta renkli kalemlerle çizerim, hatta ve hatta sayfaların kenarına köşesine not alma ihtiyacı hissettiğim zamanlar da olur. Neden çizerim, çizerken dikkatim dağılmıyor mu, geri dönüp bakar mıyım, çizmesem olur mu, defter tutmak daha mı iyi, bugüne kadar çizdim de ne faydasını gördüm vs. hakkında bütün görüşlerimi buraya sığdıramayacağım şimdi, sanırım en kısa zamanda ben de bu konuda yazacağım. Yazınız inanılmaz bir düşünce fırtınası yarattı şu an zihnimde :)

Şimdilik şu kadarını söylemekle yetineyim, bence kitap okumak bir amaç değil, araçtır. Ben çoğu zaman bir şey öğrenmek için okurum. O zaman kitap "öğrenme aracı" olur. İhtiyacım olan bilgiyi bulunca da işaretimi koyarım oraya kedi gibi :) Romanı öyküyü bile çizerim. Onları esasen "eğlence aracı" olarak görsem de ders çıkarılası bir sürü şeyi romanlardan/öykülerden "öğreniyorum". Kitabın fiziksel olarak yıpratılmasını, ziyan edilmesini elbette savunmuyorum, ama çizmeyin kampanyası kitabı çok fazla kutsallaştırıyor, araç olmanın üstüne taşıyor sanki.

15 Mart 2013 18:54

@Okuryazar Öncelikle çok teşekkür ederim beğendiğiniz için. :))
Tam tersini seçmek elbette hakkınız ve saygım sonsuz ancak bana hâlâ kitap çizme durumu oldukça ters geliyor. Sizin yazınızı da bekliyorum merakla. ;))

24 Mart 2013 20:51

Sığ görüşlü ya da tabir-i caizse herhangi bir amaca erişmeyi görev edinerek 'yobazlaşan' zihinler çeşitli kısıtlama egzersizlerine girişler ya da bunu ihtiyaç edinirler. Burada da bunu gördüm aslında.

Klasik argümanların yarattığı o statü atlama ya da kendince 'kendine güzel bir tane statü siparişi verme' psikolojisi içinde yaratılmış bir kampanya olarak görüyorum.

Asıl sorunumuz kitap okumak iken kültür satıcısı misali kitaba yapılan çizimlere ve yazılara karşı gelmek kimin haddine ya da eleştirmek?
Okuyun sadece, ister çizerek, ister karga burga yazıyla sayfaları bir de kendi yazınızla doldurarak, yazarı anlamaya çalıştıktan sonra saygı duyarım ben buna.

Kitap kokusu sevilebilinir, kitap çizilmesine ve buruşmasına katlanılmayabilinir ama elinizde tuttuğunuz nesne bir nesne olarak 'meta'. Romantik anlamlar yükleyerek alay statüsü kovalamayın, içindeki, meta olmayan sözcüklerden, cümlelerden bir şeyler kapmaya çalışın en hayırlısı da bu olacaktır.

Yazıyı okuduktan sonra yorumları da okudum da herkes karşıymış çizilmesine.
Ben de sevmiyorum tabiki ucunun kıvrılmasını, kapağı buruştu mu deli oluyorum ama kitapta begendigim yerlerin altını çizerim ben ve bence "anı izi"ni bırakmanın kötü bir tarafı yok.
Ama kişiden kişiye değişir tabi.

Yorum Gönder

 
Copyright © 2011. Ben Ölmeden - All Rights Reserved
Hayalperest ölümlü. Güven Turan