Ana sayfa İstanbul Beyoğlu 14. İstanbul Bienali Gezi Rehberi | 1. Gün: Beyoğlu

14. İstanbul Bienali Gezi Rehberi | 1. Gün: Beyoğlu

488
8
Amerikalı küratör Carolyn Christov-Bakargiev, “Boğaziçi ekseninde kentin geneline yayılan bir sergi” olarak tanımlıyor 14. İstanbul Bienali‘ni. Oteller, otoparklar, okullar, müzeler, adalar hatta “suyun üzeri” gibi birçok mekânda can bulan, İKSV tarafından Koç Holding sponsorluğunda düzenlenen 14. İstanbul Bienali tüm İstanbul’a yayılmış olan bir “sanat festivali” olsa da, eserlerin büyük bir bölümü Beyoğlu ve Adalar‘daki mekânlarda sergileniyor.

Kavramsal çerçevesi “Tuzlu Su. Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori” olarak belirlenen bienalin Beyoğlu bölgesindeki 21 mekânını bir günde gezebileceğiniz bir gezi rehberi hazırlayalım dedik. Gezilmez demeyin, biz arkadaşım İrem’le birlikte sistemli bir şekilde rahatlıkla gezdik. Tabii, uzun video gösterimlerinden oluşan çalışmalarda fazla oyalanmamak ilk kural. Birçok önemli eser olmasına rağmen ben burada bazılarına yer vermekle yetindim.  Karma sergiler Özel İtalyan Lisesi, ARTER, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu ve İstanbul Modern’de yer alıyor. Mekânları Pazartesi günleri hariç her gün 10:00-18:00 saatleri arasında “ücretsiz” ziyaret edebilirsiniz. Sadece Masumiyet Müzesi’ne girişte ücret ödemeniz gerekiyor. Hadi gezmeye başlayalım…

İstanbul Modern #1

Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası Tophane

14-istanbul-bienali-istanbul-modern
Saat 10:00, ilk durak İstanbul Modern. İstanbul Modern, bienalin ana mekânlarından ve belki de en önemlisi. Zira en fazla sanatçının eseri burada sergilenmekte. Bu nedenle geziye buradan başlamanızı öneririm. Müzeyi gezmek Perşembe günleri dışında ücretli ama bienal kapsamındaki eserlerin sergilendiği alt katı müzenin açık olduğu her gün ücretsiz olarak gezebilirsiniz. Burada en fazla beğendiğim eser Sarkis‘in “LIFE Kolajları Müzesi” oldu. Arches kağıdı üzerine 2009-2010 yıllarındaki kolajdan oluşan eseri mutlaka görün derim.

“LIFE Kolajları Müzesi” Sarkis.

DEPO #2

Hacımimi Mah. Lüleci Hendek Cad. No: 12

depo-torunlar-sergisi
İstanbul Modern’den çıkıp Karaköy’e doğru yürüyün. Tophane-i Amire’yi geçtikten sonra sağdaki ilk sokağa girin. Eski Tütün Deposu olan DEPO‘yu göreceksiniz. DEPO’nun cadde üzerindeki kapısından girin. Francis Alÿs’in “Ani’nin Sessizliği” adlı videosu ile karşılaşacaksınız. Kars’taki Ani harabelerinde çekilmiş olan videoda arka fonda kuş sesleri cıvıldamakta. Ancak bu sesler, sanatçının çocuklara verdiği düdüklerden çıkan sesler. Video sonrası üst kata çıkıp 1 Kasım’a kadar sürecek olan “Torunlar, Aidiyetin yeni coğrafyaları” sergisini gezin derim. Bildiğiniz gibi 2015, Ermeni tehcirinin 100. yılı. Sergide de bu bağlamda pek çok sanatçının işine yer verilmiş.

torunlar-sergisi-depo-istanbul

Galata Özel Rum İlköğretim Okulu #3

Hacımimi Mah. Kemeraltı Cad. No: 49

anna-boghiguian-tuz-tuccarlari
“Tuz Tüccarları” Anna Boghiguian. Kumaşlar, balmumu, suluboya, guaş, ahşap, Çankırı tuzu, tuzlar, kum, Cesare Pietroiusti’nin sesi, dalga ve martı sesleri.
DEPO’dan sonra tekrar ana caddeye geri inin ve Karaköy’e yürümeye devam edin. Sağınızda Galata Özel Rum İlköğretim Okulu‘nu göreceksiniz. Okul, Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi’nin tam karşısında yer alıyor. Bienalin bu mekânı fazlasıyla yorucu olabilir, zira merdiven inip çıkmaya hazır olun. 4 kat ve tavan arası sanatçıların eserleriyle dolu. İlk katta yer alan Kahire doğumlu sanatçı Anna Boghiguian’ın eseri “Tuz Tüccarları” sizi karşılayacak. Benim pek beğenemediğim eseri, alana inerek daha yakından incelemeyi atlamayın derim.

“Birinin Vizyonu, Kalanların İnancı Var”, Rupali Patil.

Kasa Galeri (Minerva Han) #4

Bereketzade Mah. Bankalar Cad. No: 2

Karaköy’e doğru devam edin. Vardığınızda büyük ihtimalle acıkmış olacaksınız. Minerva Han‘ın karşısında, meydanda yer alan Park Büfe‘de karnınızı doyurmanızı tavsiye edebilirim. Ayvalık tostları fazlasıyla lezzetliydi. Yemek sonrası Minerva Han‘a girin ve aşağı Kasa Galeri‘ye inin. Burası gerçekten de bankanın kasa bölümüymüş, zaten ismini de buradan almakta. Oldukça basık bir yer, daralabilirsiniz. Beyrut doğumlu Walid Raad‘ın sanat motiflernin kasalardan fışkırdığı kutularını pek beğenemedim ya da beğendim, bilemiyorum. 

walid-raad-istanbul-bienali-2015

Vault Karaköy The House Hotel #5

Arap Cami Mah. Bankalar Cad. No: 5

janet-cardiff-george-bures-miller
Minerva Han’dan sonra Bankalar Caddesi’nden düz devam edin. Solunuzda eski Tarihi Sümerbank Binası’nı göreceksiniz. Bina şimdilerde Vault Karaköy The House Hotel olarak kullanılmakta. Beyoğlu’ndaki tüm gezimiz boyunca benim en beğendiğim eser buradaydı. Küçük bir odada yer alan Janet Cardiff ve George Bures Miller’in eserini birkaç kez izlemek isteyebilirsiniz. Piyano çalan ve müzikle uyumlu olarak dans eden iki kukla. Onları hareket ettirense robot teknolojisi, bir makine. Müthişti!

SALT Galata #6

Arap Cami Mah. Bankalar Cad. No: 11

salt-galata-istanbul
Biraz ileride solunuzda SALT Galata‘yı göreceksiniz. Yemeğin rehavetinden sanırım Zeyno Pekünlü‘nün kütüphanede yer alan çalışmasını göremedik. Siz siz olun es geçmeyin derim. Onun yerine bir alt katta yer alan ve 29 Kasım’a kadar sürecek olan “Nerden Geldik Buraya” sergisini gezdik. SALT Galata, Pazar ve Pazartesi günleri kapalı, diğer günler ise 10:00-20:00 saatleri arasında gezebilirsiniz.

nerden-geldik-buraya-salt-galata

ADAHAN Otel #7 

Asmalı Mescit Mah. General Yazgan Sok. No: 14

meric-algun-ringborg-adahan-otel
Çalışmanın orijinali fotoğraftaki gibi değil. Ben bir uygulamayla ayna efekti verdim.
Salt Galata sonrası biraz yürüme yolunuz var. İster Galata Kulesi’nin oradan isterseniz biraz daha ilerleyip Şair Ziya Paşa Caddesi üzerinden Tünel’e doğru yokuş yukarı çıkmanız gerekecek. Kamondo Merdivenleri‘ni yaptıran Kamondo ailesi bu binayı 1815’te yaptırmış. Adahan Otel‘in birinci katında yer alan Meriç Algün Ringborg‘un “Siz Hiç İncir Ağacının Çiçek Açtığını Gördünüz mü” isimli çalışması bienalin benim açımdan ilgi çeken çalışmalarından biriydi. Salondaki sehpanın üzerinde beyaz incir bibloları ve bir günlük: “ÜÇÜNCÜ GÜN: 18 tane incir ağacı saydım…” Yatak odasının yerleri ise incir yapraklarıyla dolu ve ortamda farklı bir koku hakim. Salondaki televizyonda ise yine incirle alakalı bir video gösterilmekte.

ADAHAN Sarnıcı #8

adahan-sarnici-bienal
ADAHAN Otel‘in alt katında ise tarihi bir sarnıç yer alıyor. ADAHAN Sarnıcı‘nda Pelin Tan ve Anton Vidokle’nin bir video çalışması yer alıyor. Sarnıç, karanlık ve sessiz, “2084: bir bilimkurgu söterisi / 2. Bölüm: Sanatçılar Cumhuriyeti’nin Çöküşü” isimli video ise garipti.

Pera Müzesi #9

Asmalı Mescit Mah. Meşrutiyet Cad. No: 65


Otelden çıkıp sağa Meşrutiyet Caddesi’ne dönün ve düz devam edin. 5 dakika sonra Pera Müzesi‘ne varacaksınız. Burada Polonyalı sanatçı Ania Soliman‘ın “Hiç’in Atlası” adlı enstalasyonu yer alıyor. Müze, Pazar günleri 12:00’de açılıyor.

Casa Garibaldi #10

Asmalı Mescit Mah. Deva Çıkmazı

|| Bienalin hayali mekânlarından. ||
“Sağlık ve güvenlik düzenlemeleri gereğince giriş engellenmiştir.”

ARTER #11

Asmalı Mescit Mah. İstiklâl Cad. No: 211

arter-istanbul-bienali-2015
Pera Müzesi’nden sonra Adakule İş Merkezi’nin oradan İstiklâl Caddesi’ne çıkma zamanı. Tünel’e doğru cadde boyunca yürüdüğünüzde ARTER solunuzda kalacak. Arter’deki eserler beni pek tatmin etmedi ne yalan söyleyeyim. Birinci katta Christine Taylor Patten’in “Mikro/makro 1001 çizim”i adlı eseri, 5×5 cm ebatlarında karga tüyü kalem ve mürekkeple çizdiği işlerin yan yana sıralanmasından oluşuyor. Eser tüm kata yayılmakta.

Özel İtalyan Lisesi #12

Tomtom Mah. Tomtom Kaptan Sok. No: 3

ARTER’den çıkınca Taksim’e doğru ilk sokak olan ve sağınızda kalan Postacılar Sokak’a girin. Sokağın başında Masumiyet Müzesi tabelasını göreceksiniz. Hollanda Konsolosluğu’nun da yer aldığı bu sokak boyunca yokuş aşağı devam edin. Artık Tomtom Kaptan Sokak’tasınız. Sağınızda İtalyan Konsolosluğu’nu göreceksiniz. Özel İtalyan Lisesi ise konsolosluğun yanında yer alıyor. Burada, Irena Haiduk‘un çalışmasını her saat başı görme imkanınız var. Biz de sergi haritasına bakmadan burada bir tek bu eser var, beklemeyelim diyerek oradan ayrıldık. Meğer diğer katlarda başka sanatçıların eserleri de varmış. Yaktın bizi Irena!

Fransız Yetimhanesi #13

Firuzağa Mah. Boğazkesen Cad. No: 65

|| Bienalin hayali mekânlarından. ||
“Çözümlenemeyen uluslararası tarihsel çıkar çatışmaları sebebiyle resmi erişime kapalıdır.” 

Masumiyet Müzesi #14

Çukurcuma Cad. Dalgıç Çıkmazı No: 2

Tomtom Kaptan Sokak’tan çıktıktan sonra Boğazkesen Caddesi’ne çıkacaksınız. Sola dönün ve karşınızda kalan Çukurcuma Caddesi’ne girin. Masumiyet Müzesi tabelasını görürsünüz zaten. Bu caddede iki bienal mekânı yer almakta. Önce Otopark’ı göreceksiniz ama oraya girmeyin. Zira Masumiyet Müzesi sonrası caddeden tekrar geri döneceğiz. Masumiyet Müzesi‘ne biz girmedik. Zira romanı okumamıştık. Müze, bienalin tek ücretli mekânı olmanı özelliğini taşıyor. Ancak satın aldığınız roman ile birlikte gelirseniz ücretsiz olarak gezebiliyorsunuz.

masumiyet-muzesi

Otopark (Çukurcuma Caddesi) #15

Hacımimi Mah. Çukurcuma Cad. No: 7



kristina-buch-otopark-bienal





Masumiyet Müzesi sonrası caddeden geri dönün. Sağda Otopark yer alıyor. Evet, bildiğiniz otopark. Burada Kristina Buch‘ın “Muz kabukları üzerine yazdığımız cinsten kehânetler (kriminal zarafetin nirengi noktası)” adlı eserini kulaklıkla izliyorsunuz. Bir kanalda abidevi bir sanat kurumunun bitmek bilmeyen büyük patlaması ve tümüyle yok oluşu, diğerinde ise Everest Dağı’nın tümden infilakı gösteriliyor.

Dükkân #16

Hacımimi Mah. Boğazkesen Cad. No: 106

dukkan-istanbul-bienali

Boğazkesen Caddesi’ne çıkınca sağa dönün. Bu cadde üzerinde bir dükkân ve hemen yanında yer alan bir otoparkta eserler sergileniyor. Dükkân, Tomtom Kaptan Camii’nin tam karşısında, küçük bir yer. ABD’li sanatçı Theaster Gates‘in çalışmasını göreceğiniz bu mekândaki bence tek güzel yan arka fonda jazz müzik çalıyor olmasıydı. Her şeye bayılacak halimiz yok.

dukkan-istanbul-bienali

Otopark (Boğazkesen Caddesi) #17

Hacımimi Mah. Boğazkesen Cad. No: 108

“Hani eser nerede?” dediğinizi duyar gibiyim. Bu otoparkta sizi Cevdet Erek imzalı bir ses yerleştirmesi karşılıyor. Erek, otoparkı, çalışmasının adından yola çıkarsak eğer, “Bir Ritim Mekânı” olarak kullanmış. Yıkılması planlanan bu binaya son bir veda jesti adeta. Hımm.

The House Hotel Galatasaray #18

Hacımimi Mah. Bostanbaşı Sok. No: 19

Otoparktan çıkıp sağdaki caddeden düz devam edin. Yine bir oteldeyiz. Eski Zenovitch Apartmanı olan bu otel şimdilerde The House Hotel Galatasaray‘a ev sahipliği yapıyor. Otelin alt katında yer alan Heather Phillipson‘ın çalışması “hissetmek için hazırlık/sız”ı deneyimlemek için hazırlıksızız. Kovalar, kum torbası, basket potası, hortumlar… Ne desem bilemedim. Farklı bulduğum çalışmalardandı. Gariptir ki sevdim. Arka planda ara ara çalan müziklerde tüm ziyaretçiler gibi biz de oynamayı ihmal etmedik. Modern sanat anlayışımız göbek atmaktan ibaret.
the-house-hotel-galatasaray

Ev #19

Firuzağa Mah. Bostanbaşı Sok. No: 30

deniz-gul-istanbul-bienali

The House Hotel Galatasaray’ın karşı çaprazında yer alan “Ev” de bir bienal mekânı. İçi harabe olan eve girdiğimizde bir süre sergilenen çalışmayı aradık. Yerdeki minderleri niye koymuşlar, yatın demek istiyorlar diye düşünürken kafamızı kaldırdık ve tavanda Deniz Gül‘ün çalışması ile karşılaştık. Gerçekten de yatın demek istiyorlarmış ama pistir yahu ne yatacağım kafasıyla yatmadım şahsen.

Cezayir #20

Firuzağa Mah. Hayriye Cad. No: 12

fernando-garcia-dory-cezayir-bienal

Ev’den çıktıktan sonra yukarı doğru devam edin ve sola dönün. Biraz ilerledikten sonra solunuzda Cezayir binası çıkacak. Burası daha çok konferans ve atölye çalışmaları için gidelecek bir mekân. İspanyol sanatçı Fernando Garcia Dory, başlattığı “Karasal Türkiye Genişleme Ajansı”yla Güneydoğu’daki kadınlarla yaptıkları üretimlerin sergilendiği mekâna gitmeseniz de olur. Bu ürünleri satın alarak bağış yapma imkanınız bulunduğunu söylemeden geçmeyeyim.

FLO Binası (Anadolu Pasajı) #21

Kuloğlu Mah. İstiklâl Cad. Anadolu Han, No: 201

cansu-cakar-flo-istanbul-bienal
Yorulduk, İstiklâl’e dönelim. Son durak İstiklâl Caddesi’ndeki FLO Binası. Duyan herkesin, “Ne FLO’su yahu!” dediği mekânın girişi binanın arka tarafından yapılıyor ve asansörle 4. kata çıkıyorsunuz. Cansu Çakar‘ın ev içi şiddete maruz kalmış ve mülteci kadınlarla iki aylık süre zarfında yaptığı atölye çalışmalarından ortaya çıkanları göreceğiniz bu çalışma, bienal gezisinin ilk gününün sonu için fazlasıyla çarpıcı oldu. 

cansu-cakar-flo-istanbul-bienal
“Nihal tek nefeste sönüp gidecek bir çiçek, peki ya Bihter?”

8 YORUMLAR

  1. Masumiyet Müzesi'nin kitabı da güzel ama müzesi benim için Türkiye'deki en özel müzedir. Amacına tamamen uygun ve samimi. Devlet müzelerimiz ne yazık ki çok yetersiz ve tatmin edicilikten uzak. Pamuk bence harika bir iş çıkarmış.

  2. İlk sorum tüm bu mekanları 1 günde nasıl gezdiğiniz?! Ya da ben mi yavaşım:)) Ya ben genelde 2, bilemedin 3 mekan, yemek molası derken akşamı buluyorum:)
    Sezer`in Masumiyet Müzesi ile ilgili yorumuna şaşırdım. Ben henüz okumadım. Çevremde kim okuduysa beğendi, müzeyi de öyle.

    "Çözümlenemeyen uluslararası tarihsel çıkar çatışmaları sebebiyle resmi erişime kapalıdır." cümlesini nasıl yorumlamamız lazım acaba?

    Not: Yorumlarına bayıldım:))

  3. @Zihnin Arka Sokakları DEvlete gelene kadar özel müzeler alıp yürüyor ne güzel. Kitabı da okuyup şu müzeyi ziyaret edemedim ya ona yanarım. 😀

    @Semi M.Eller
    2-3 nedir yahu! Ben zaten modern sanat pek sevmiyorm, bir de hemen sıkılan bir yapım vardır ama 21 olmasa da en az 15 gezilir düşüncesindeyim. Misal İstanbul modern'de sadece alt kat bienale ayrılmış biz üstü de gezdik. Zaten 3 mekan harici diğer yerlerdekiler tek sanatçıların eserleri. Yemek de yedik, kahve de içtik; tabana kuvvet gezdik. 😀 Masumiyet müzesi hakkında ben de iyi şeyler duydum ama okumadan bir şey demeyeyim. "Çözümlenemeyen uluslararası tarihsel çıkar çatışmaları" hakkında… yorum yok. 😀 Teşekkürler beğeni için, gecenin köründe hızlı hızlı yazdım evden gideceğiz diye. 😀 Yazıyı yayınladım, Antalya'ya yola çıktık.

  4. Herhalde ben çok oyalanıyorum sağda solda:) Modern sanatı acayip düzeyde anladığımdan değil ancak açıklamalarını mutlaka okurum. Kendim de anlamlandırmaya çalışırım, birkaç fotoğraf da çekersem epey takılmış oluyorum böylelikle:) Yoksa yürümek falan mesele değil, çok yürürüm, hatta hızlı yürürüm:))

    Şu sıra sana çok gıcık oluyorum haberin olsun:) Ne gezmek kardeşim bu! Diğer postlarını da okuyorum merak etme. Fotoğraflar da çok hoş.

  5. @Semi M.Eller Açıklamaları okuyorum ben de ama tamamını okumam. Adam Taş'a iki sayfa açıklama yazmış niye vakit kaybedeyim değil mi ama? ahahahaha sanat düşmanı vuruldun çık. 😀 Sonra internetten araştırıp bakıyorum nedir, ne değildir diye.

    Havalar bozuk olunca uyanamıyorum, uyansam daha çok gezeceğim aslında. Çok teşekkür ettim. ;)))

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here