Son Yayınlar

Dan Brown - Cehennem

Written By Güven Turan on Salı, Mayıs 14, 2013 | 16:32


İki haftadır buralara uğramıyordum. Dönüşüm kitapla olsun o zaman.

Dün gece Ertuğrul Özkök'ün Dan Brown'un son kitabı Cehennem ile ilgili yazısını okurken "Son 150 sayfa İstanbul'da geçiyor" cümlesini okuduğumda oldukça heyecanlandım. Bu yazıyı okuyana kadar kitabı bu kadar merak etmemiş doğrusu. Tamam ismi ilgi çekici, yazarı da Dan Brown ama nedense daha sonra alır okurum diye düşünmüştüm.

Kitap yanılmıyorsam bugün satışa çıktı. Ancak dayanamayıp hemen koşup aldım. Özellikle ciltli aldım ki ev halkına dayansın, herkes okusun ve kitabın başına bir iş gelmesin (nesilden nesile aktarılsın :D ).

İstanbul'a bu kitap sonrası daha fazla turist geleceğe benziyor. Filmi de nasıl olacak merak ediyorum. Ben şimdiden okumaya başladım bile ve hemen bitirip eleştirisini yazasım var.

Lafı fazla uzatmayayım okuyun, okutun.

Mutlu Eller - Mutlu Hayvanlar

Written By Güven Turan on Salı, Nisan 30, 2013 | 21:18


Hatırlarsanız evcil hayvanlarınızın fotoğraflarını göndermenizi istemiştim. Sema (Hanım), blogger adıyla Semi M.Eller söz verdiği gibi kısa bir sürede fotoğrafları ve aşağıdaki yazıyı gönderdi. Ben bu aralar uyuşuk olduğum ve içimden hiçbir şey yapmak gelmediği için yayımlayamadım. Kendisinden çok özür diliyorum.


"Kedimiz Muddel bir sokak kedisi. Aslında kardeşi ile birlikte geldiler bize ama kardeşi bir süre sonra kayboldu :( Her kedi gibi keyfine son derece düşkün. İstediği zaman dünyanın en yılışık varlığı olabiliyor :) Zaman zaman başını derde sokan bir kişilik. İki sene önce bir gün dışarıda beyaza bulanmış! Üzerinde kurumuş kıpırdayamıyordu. Doğru veterinere götürdüm. İnşaatlardan birinde kirece düşmüş. Epey bir işlemden geçti. Yıkandı, kireç vücudunun bazı bölgelerini yakmıştı, oralara kremler sürüldü. Bir süre rahat yürüyemedi. Başka bir zaman topallıyordu, röntgen çekildi. İncinmiş. Hikayeleri bitmez :))

Eve kedi-köpek almak isteyenlere tavsiyem olsun. Onları evin bir üyesi olarak görebilecekseniz edinin. Başka türlü size de eziyet, hayvana da eziyet. Sadece "çok seviyorum" demekle olmuyor. İlgi istiyorlar, zaman istiyorlar, bakım istiyorlar. Ve kimseye küçük ya da büyük hayvan hediye etmeyin. Pet Shop`lardan alacağınıza hayvan barınaklarından ya da bunun ticaretini yapmayan veterinerlerden alın. 

Akvaryuma gelince...Anlatacak çok fazla bir şey yok. İçindeki bitkiler, otlar, mideye kabukları her şey doğal. Eskiye göre akvaryum bakmak biraz daha kolay. Filtreler daha iyi, tatile gidince de problem değil. Otomatik yemleme var, tabletler var vs."


Sema Hanım'a tekrar çok teşekkür ediyorum. Kendisi gerçek bir hayvansever. Herkesin örnek alması dileğiyle...

11 Soru-11 Cevap

Written By Güven Turan on Perşembe, Nisan 25, 2013 | 17:41

Mutlu Eller: http://www.mutlueller.com/
Bilindiği gibi mimleri sevmiyorum ve yanıtlamıyorum. Ancak severek takip ettiğim Mutlu Eller blogunun yazarı Semi beni mimlemiş. Hazırladığı soruları çok beğendiğim için, mimin kurallarına uymadan sadece sorduğu soruları yanıtlayacağım. 

Semi'nin kendisine gelen sorulara verdiği yanıtlara ve mimin detaylarına ise buradan bakabilirsiniz.

Takip ettiğin köşe yazarı/yazarları var mı? Kimler? 
Yılmaz Özdil bu kadar meşhur değilken de takip ediyordum. Yazılarını okumamı annem tavsiye etmişti. Zaman zaman sinir olsam da Ahmet Hakan'ı okuyorum. Genelde Hürriyet'in yazarlarını takip ediyorum diyebilirim. Bir ara Yüksel Aytuğ'u takip ediyordum ama onda iktidar sempatizanlığı hissettiğim için okumayı bıraktım.

Bugün Dünya için ne yaptın? 
Dün deniz kenarına pikniğe gittiğimizden bahsetmiştim. Üşenmedim bulunduğumuz bölgedeki çöpleri topladım. Anneme de "Bir gün çöp torbalarını alıp buraya çöpleri toplamaya gelelim" dedim. Bunun üzerine "Hee oldu, başka işim yoktu benim de" havasında bir bakış attı.

Yemek konusunda yaratıcısı mısın?
Yaratıcısı mısın derken yapar mısın manasında sanırım. Yemek yapamıyorum ne yazık ki. Öğrensem yaparım ama üşengeçlik had safhada. Biri pişirsin önüme koysun, ben de yiyeyim modundayım.

Sinema mı, DVD mi?
Sinema tabii ki. En kötü filmi sinemada izlemek bile filme başka bir hava katıyor. Sinemada izlediğim bir filmi DVD'de seyrettiğimde filmi beğenmeyebiliyor, hatta soğuyabiliyorum çoğu zaman.

Blog, Facebook, Instagram, Twitter...senin için bir sıralama yapar mısın?
Bu aralar 1. Twitter 2. Instagram 3. Blog 4. Facebook 5. Google+.

Twitter'a her gün bakıyorum. Hatta gözümü açar açmaz, kahvaltı yapmadan bütün tweetleri okuyacak kadar bağımlısıyım. Akıllı telefonum olduktan sonra Instagram'a sardım. Filtreler arasında kararsız kalmak oldukça eğlenceli. Blog ile ilişkim yavaş yavaş azalıyor gibi. Kafamda başka projeler var. Kesmiyor beni artık yaptıklarım. Önceden Facebook'ta çok aktiftim ama zamanla bıraktım. Kişisel profilime fotoğraf bile yüklemiyorum artık. Ben Ölmeden'in ve diğer bloglarımın Facebook sayfaları olmasa ve eş, dost, akraba ne yapıyor diye merak etmesem hesabımı kapatırdım çoktan.

Rakı-balık masasında sence hangi mezeler olmazsa olmazdır?
Çok içki içen biri değilim. Sevmiyorum ve içerken zevk almıyorum. İçecek olursam birayı rakıya tercih ederdim. Rakı içeceksem eğer masada kavun olması şarttır.

"Burada yaşarım işte" dediğin şehir/şehirler var mı?
İstanbul dışında 1 yıl Hollanda'da yaşamış biri olarak şunu söyleyebilirim; her şeye rağmen İstanbul'un beni çeken başka bir havası var. İstanbul dışında gezdiğim yerler arasında bir seçim yapmam gerekse hiçbirini seçmezdim. Örneğin babam benim okuduğum yer olan Leeuwarden'a geldiğinde çok beğendi ve ara sıra gidip orada yaşayalım diyor ama beni kessen orada yaşayamam. Tamam her yer yeşillik, hayat güzel, insanlar saygılı, her şey düzenli ama benim için fazla sakin ve boş bir yerdi. Pazar günleri her yer kapalı oluyordu, var mı böyle saçmalık? Paris güzel bir şehir ama Paris'te yaşayacak kadar kendimi güvende hissetmedim ne yalan söyleyeyim. Belki Roma olabilir ama orası da turistten geçilmiyor. Diğer gezdiğim şehirleri de at çöpe, en iyisi İstanbul.

'Hayatın tadını çıkarmak' senin için ne ifade ediyor?
Çoğunu yapamasam da: Hiçbir şeye kulak asmamak, işleri ertelememek, cesur olmak, meraklı olmak ve sadece gülmek...

Küçüklüğüne dair hatırladığın en komik olay ne?
Beynim durdu şu an hatırlamıyorum ne yazık ki.

"İyi ki icat etmişler" dediğin şey ne? Neden?
Bilgi yayılımını kolaylaştırdığı için matbaa tabii ki.

Blog takibi yaparken kriterlerin var mı? Varsa neler?
Kriterlerim yok. İlk defa karşılaştığım bir blogsa bir iki yazısını okuyarak onu takip edip etmemem için gerekli olan kanıya sahip oluyorum zaten.

Burnumun Dibinde Deniz Var Ama Giremiyorum

Written By Güven Turan on Çarşamba, Nisan 24, 2013 | 21:07


Bugün tatili fırsat bilip ailecek piknik yapmaya gidelim dedik.

Eve 10 dk. mesafede (Google Maps 20 dk. dese bile 10-15 dakikada gidiliyor) Ağaçlı Köyü ve en önemlisi sahil, yani deniz var. Ancak denize girilemiyor. Giriliyor ama rip diye bir akıntı olduğundan deniz kişiyi içine çekiyormuş ve ne kadar profesyonel yüzücü olursanız olun kurtulmanız zormuş. Bir ton uyarı levhası koymuşlar zaten. Bu tabelaları gördükten ve burada boğulmuş olan insan hikâyelerini duyduktan sonra sıkıyorsa gir gibi bir durum söz konusuydu. Uzaktan bakıp elimizi sokmakla yetindik.

Biz gittiğimizde çadır kurmuş birkaç aile vardı ama ortada insan görünmüyordu. Zaten oldukça geniş bir alan. Tatil günü olmasına rağmen kimsecikler yoktu desem yeridir. Sahili parayla kapatmış kadar olduk. Bol bol eğlendik.

Denize giremeyen çocuğun dramı.
Korku filminden fırlamış gibi değil mi?
Etrafta kimseler yoktu ama her yer çöp doluydu. Duyarlı halkımız yine her zamanki gibi yediğini içtiğini ardında bırakıp gitmiş!!! Bıraktıkları çöpleri toplayıp, salonlarının ortasına dökmek lazım.

Aşağıda da gittiğimiz yerin haritası var. Belki yolunuz düşer, kim bilir? :)


Zombieland Dizi Olmuş!

Written By Güven Turan on Salı, Nisan 23, 2013 | 09:00


Zombi denildiğinde benim için akan sular durur.

Oldum olası seviyorum zombi konulu filmleri seyretmeyi. Diziler konusunda ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

The Walking Dead mümkünse benden uzak dursun. Zira kendisini bir türlü sevemedim. Seyretmeye kalktığımda ileri sara sara izliyorum. Çünkü dizide konu oldukça yavaş ilerliyor ve bu da benim tahammül sınırlarımı epey zorluyor.

Tekrar filmlere dönersek, 2009 yapımı, başrollerinde Emma Stone, Woody Harrelson, Jesse Eisenberg ve Abigail Breslin'in olduğu Zombieland filmini bayıla bayıla izlemiştim. Filmi şimdi de diziye uyarlamışlar.


Dizi uyarlamasında kahramanlarımız aynı ama oyuncular değişmiş. İlk başta seçilen oyuncuları beğenmesem de aradan biraz zaman geçtikten sonra kendilerine alıştım diyebilirim. İlk bölüm de fena olmamış hani.


İzlediğim diziler arasına bir yenisi eklendi diyebilirim. Siz de bir bakın, belki seversiniz.

Her Zaman Okuduğunuz Hürriyet'i Şimdi İzleyin

Hürriyet TV şimdi yayında.

Hürriyet TV’yi ziyaret edenler, aradıkları her şeyi artık tek tıkla seyredebilecekler. Hürriyet TV, zengin haber içeriğinin yanı sıra konusunda uzman isimlerle gerçekleştirdiği programlarla da dopdolu.

Hürriyet TV’de Berza Şimşek’ten günün mutlaka görülmesi gereken haberlerini izleyip usta gazeteci Sedat Ergin’den haftanın yorumunu alabilirsiniz. Üstelik gündemin özetini, Metehan Demir, 3 dakikada sizin için yorumluyor.

Burcunuzdaki yeni gelişmeleri merak ettiğinizde ise Susan Miller ile yıldızlara bakabilir, Sebla Kutsal ile dilediğiniz zaman, kültür ve sanat dünyasında keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Uğur Cebeci ise sivil havacılığın geldiği son noktayı size Kokpit’ten anlatıyor.

Magazinden spora, eğlenceden ekonomiye hepsi ve daha fazlası, sürekli güncellenen Hürriyet TV’de sizi bekliyor.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Korece Öğrenme Maceram Devam Ediyor

Written By Güven Turan on Cuma, Nisan 19, 2013 | 13:00


Korece öğrenmeye ara vermiştim ama çalışmalara bütün hızımla devam ediyorum.

Hâlâ kursa gitmenin gereksiz olduğu düşüncesindeyim. Yabancı bir dili kendi kendinize de gayet iyi öğrenebilirsiniz. Yeter ki öğrenmek isteyin, içinizde heves olsun.

Çalışmamda çoğunlukla en büyük yardımcım Youtube. Başka bir şeye de ihtiyacım olmuyor zaten. Oldukça eğlenceli eğitici videolar var. Bir bakın derim. Bu arada "Oppa Gangnam Style" demeyenin dövüldüğü zamanları atlatmışken "oppa"nın kadınların sevgililerine, kendilerinden büyük erkek arkadaşlarına ve abilerine seslenme biçimi olduğunu öğrendim.  Ben bunu bilmiyordum açıkçası. Ayrıca Youtube'da şarkı 1.537.986.152 kez izlenmiş durumda. 1.5 milyar küsur da diyebiliriz. Melek Subaşı ağzıyla söylersek "Sen 1 milyar 500 milyon, sen milyar, sen bu izlenme rekorlarını ne yaptın!"

Bakın, aşağıdaki videoda "oppa"nın ne anlama geldiği daha detaylı ve eğlenceli olarak anlatmış:

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Ben Ölmeden - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger