Son Yayınlar

Rahat Askerlik Yapmak İçin 20 Öneri

Askere gitmeye karar verdiniz ama kimse nasıl bir ortam ve ne tarz insanlarla karşılaşacağını bilmediğinden içiniz yerli yersiz endişeler ve telaşlarla dolu. Askerden yeni dönmüş biri olarak kafanızı biraz olsun rahatlatmak adına sizlere kendi deneyimlerimden yararlanarak naçizane birkaç öneri sunmuş olayım. İlk tavsiyem kafanızdaki her şeyi unutun zira artık yepyeni bir dünyaya adım atmak üzeresiniz... İşte size askerliğinizin daha rahat geçmesini sağlayacak 20 öneri.



 1.  "Merhaba dünyalı, ben dostum." Sivilde yolda görseniz yolunuzu değiştireceğiniz kişilerle askerde ummayacağınız boyutlarda dostluklar kurabilirsiniz. O nedenle kimseye öcü görmüş gibi yaklaşmayın ve herkesle mümkün olduğunca sohbet etmeye çalışın. Hiçbir şey yapamıyorsanız bile bir günaydın deyin.

 2.  "Ben de koyucam ha!" Askeriye içinde bol bol küfür duymaya kendinizi alıştırın. Cem Yılmaz'ın anlattığı "Ben de koyucam ha!" olayı gördüm ki bizzat gerçekmiş. Küfür etmeyen biri olarak bir müddet sonra siz de benim gibi "Ben de koyucam ha!" moduna girebilirsiniz, demedi demeyin.

 3.  "Şimdi ben bununla aynı yerde mi yatacağım?" Padişahın sol taş.. olmadığınız için evet yatacaksınız. Dışarıda ne olursanız olun orada hepiniz eşitsiniz.

 4.  "Beş dakika daha!" Kendinizi 5.30 civarı kalkmaya alıştırın. Fazla uyumanız size yarardan çok zarar getirecektir. Kalk saati 6 ise siz 6'ya 10 kala kalkın. 10 dakikalık erken kalktığınız bu süre size göreceli olarak 1 saat kazandıracaktır.

 5.  "Kralsın, adamsın, en büyüksün!" Askerliğinizi uzun ya da kısa dönem yapın fark etmez uzun dönemlerle aranızdaki mesafeyi her zaman koruyun. Ama selam vermekten de geri kalmayın. Zira "Bu adam bizi beğenmiyor mu, ne bu havalar?" diyerek okları üzerinize çekebilirsiniz. En yakın olduğunuz uzun dönemin bile sizin hakkınızda "Sizinki de askerlik mi be!" diye düşündüğünü aklınızdan çıkartmayın.

 6.  "Senin tuzun kuru tabii." Bazıları sizden daha rahat askerlik yapacaktır ve bu durum sizin moralinizi yüksek ihtimal bozacaktır. Benim tavsiyem beterin beteri var düşüncesiyle halinize şükretmeniz yönünde.

 7.  "Sigara dumanı sarmış dört bir yanımı..." Hayırlı olsun, sigara dumanı artık yeni oksijeniniz. Sigara içmeseniz bile sigara dumanından kaçmanız imkansıza yakın bir durum olacak. Sigara içiyorsanız eğer gitmeden önce yanınıza bir iki karton almanızı tavsiye ederim.

 8.  "Yine mi sıra!" Beklemek artık en iyi arkadaşınız. Kantin sırası, yemek sırası, duş sırası derken içten içe yaşlandığınızı hissedeceksiniz. İçtima için sıraya geçip, dakikalarca komutanların gelmesini beklemekten söz etmiyorum bile..

 9.  "Bir çorba yapanım bile yok..." Sağlığınıza dikkat edin. Hasta olan kişiye iyi gözle bakılmıyor. Acemilik döneminde çoğu kişi hasta olacağı için pastilinizi vs. mutlaka yanınızda götürün.

 10.  "Iyy! Ben et yemiyorum." Yemek seçmeyin, aç kalırsınız. Bu askerlik bana çayı ve eti sevdirdiyse imkansız diye bir şey yok demektir. O gün yemekte ne varsa yiyebildiğiniz kadarını yiyin.

 11.  "Şampuanımı gören var mı?" Eşyalarınızı ortada bırakmayın, yer değiştirebilir ya da büyük olasılıkla atılabilir. Abartmadan eşyalarınızın üzerine isminizi yazın. Ama fazla da pimpirikli olup göze batmayın. Tabii bu durum askerlik yaptığınız yere göre değişiklik gösterecektir.

 12.  "Hallederizz." Fazla sorumluluk almak iyi değildir. Yap denilenden fazlasını yapmayın. Her şeye "Ben yaparım, bebek işi" diyerek atlamayın. Sonunda ödül vermeyecekler, aferin demeyecekler.

 13.  "Daha sabah boyadım." Botlarınızın temizliğine dikkat edin. Zira komutanların en çok takıldıkları nokta burası. Giderken ayakkabı parlatıcılarından götürün. Yeni boyanmış havası yaratıyorlar.

 14.  "İçinde rütbeli var mıdır ki?" Yanınızdan askeri araç geçiyorsa ve içinde rütbeli varsa mutlaka selam verin. Aksi takdirde arabanın durup içindeki komutan tarafından azarlanmanız sizi şaşırtmasın. Zaten bir müddet sonra ne olur ne olmaz diyerek içinde komutan olmayan araçlara bile selam vermeye başlayacaksınız.

 15.  "İçim daraldı!" Ne yapın edin, sabredin. Unutmayın ki sayılı gün çabuk geçer. Çok daraldığınız bir anda, kışlanın kapısından çıkacağınız anı düşünün.

 16.  "Yaz dostum yaz..." Size gerekli olan bir defter, bir de kalem. Unutmayın, en iyi psikolog kendinizsiniz. İçinizden geçenleri, derdinizi, tasanızı, anılarınızı, hayallerinizi yazın gitsin.

 17.  "Ohoo daha on dakika var." Dakik olun. Hiçbir yere geç gitmeyin. Ancak abartıp en erkenden giden olup da ağaca dönmeyin.

 18.  "Jilet gibi oldu mübarek." Dolap ve yatak düzenine ayrı önem gösterin. Hafta içi canınız çıkacak, bunalacaksınız ve haliyle çarşıya çıkıp stres atmak isteyeceksiniz. İşte dolap ve yatağın düzgün olması bu noktada devreye giriyor. Beş dakika uykunuzdan feragat edin ki yatağınızı yapmaya daha fazla zaman ayırabilesiniz.

 19.  "Dikkat!" Rütbeli biri geldiğinde oturuyorsanız ayağa kalkın. Mutlaka selam verin.

 20.  "Tümgeneral mi daha önce geliyordu yoksa tuğ mu?" Son olarak gelmeden önce rütbeleri öğrenin, çok yararını görürsünüz. Devreleriniz, "İki yıldız neydi, içi kırmızı olunca ne oluyor?" diye birbirlerine aval aval bakarken siz "Kurmay oğlum bu," diyerek havanızı atabilirsiniz.

Yazar: Güven Turan
Ben Ölmeden, Yayım Saati: 13:50

Ey Özgürlük!

Ey özgürlük! Sonunda askerlik bitti. 
beytepe-askerlik

Hayatta büyük konuşmamak gerek. "Ben askere gitmem, ne işim var orada, bedelli çıkar kesin, toptan kaldıracaklarmış zaten, yurt dışında üç yıl çalışıp dövizli askerlikten mi yararlansam, yok yok doktora yapmak en iyisi" derken kendimi askerde buldum iyi mi!

5 Kasım'dan 20 Nisan'a kadar Ankara, Beytepe'deki Jandarma Eğitim Komutanlığı bünyesinde yer alan Jandarma Müzesi'nde askerdim. Müzesever biri olarak müzede askerlik yapmanın mutluluğu anlatılmaz yaşanır. İnsanın askere gitmeden önce kafasında bin türlü soru ve şüphe oluyor malumunuz. Benim de merak ettiklerim, endişelerim vardı; gittim, yaşadım ve daha da olgunlaşarak (umarım) geri döndüm. Sonuçta askerliğin bana kattığı şeylerin götürdüklerinden fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu yazı giriş mahiyetinde kısa bir yazı olsun, zira askerlikle ilgili birkaç yazı daha yazmayı planlıyorum. 

Askerde neler yaptım? Birçok kişiye göre fazlasıyla rahat bir askerlik süreci geçirsem bile kar küreme, yaprak temizleme ya da ne bileyim askerlikte olmazsa olmaz olan izmarit toplamaktan da geri kalmadım. Gördüm ki, insan askerdeyken sahip olduklarının kıymetini, değerini daha iyi anlıyormuş.

Güven Turan (@benolmeden) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Öncelikle birbirinden güzel insanlar tanıdım. Asker arkadaşı kavramının neden bu kadar abartıldığını yaşayarak öğrendim. Çayı sevdim (ya da sevmeye çalıştım), etin suyuna bandım. Erken kalkmaya alışık olmayan biri olarak her gün sabahın köründe kalktım! Bol bol kitap okudum, sinemaya gittim. Küfür etmeye alıştım. Cebinde paran olsa da istediğin şeyi alamamak nasılmış gördüm. Abur cubura doydum. Tıraş olmaktan bıktım. Uzun aradan sonra telefon kartı kullandım (en son İngiltere'de kullanmıştım). Her gün aynı kıyafetleri giymekten yeşilden soğudum. Neden bazı partiler daha çok oy alıyor, Türk dizilerini kimler izliyor, neden ilerleyemiyoruz sorularının cevabını buldum. Beklemekten nefret ettim. Ve sabrettim... Sonunda bitmez denilen askerlik bitti ve ben şimdi iyi ki gitmişim diyorum.

Askerliğini hâlâ yapmamış olanlara, gitmeyi düşünmeyenlere, kaçanlara vs. klişe söz olarak "bir an önce gidin de aradan çıksın" demeyi de ihmal etmemiş olayım. Tekrar hoş geldim, hayatı yaşamaya kaldığım yerden tam gaz devam!
Yazar: Güven Turan
Ben Ölmeden, Yayım Saati: 15:45

Joan Miró Sakıp Sabancı Müzesi'nde

20. yüzyıla damga vurmuş olan Katalan ressam Joan Miró, İstanbul'daki favori müzelerimden olan S. Ü. Sakıp Sabancı Müzesi'nde. Joan Miró'nun olgunluk dönemine odaklanan "Joan Miro. Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar" sergisini 23 Eylül 2014 - 1 Şubat 2015 tarihleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

joan-miro-sakip-sabanci-muzesinde

Overlok makinesi nasıl ayağımıza kadar geliyorsa Sakıp Sabancı Müzesi de sağ olsun dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini ayağımıza getirmeyi başarıyor. Çizim, resim, baskı ve heykelin yanı sıra birçok eseri kapsayan sergide Joan Miró'nun toplam 125 eseri yer alıyor. Bazılarınız hatırlayacaktır, Joan Miró'nun bazı eserleri geçen sene de İstanbul'a gelmiş ve ben gidemedim diye fazlasıyla üzülmüştüm. Ama sonradan eserlerin çoğunun sahte olduğu anlaşıldı. İlk bakışta büyük bir skandal gibi gözükse de ben yine de sanat olsun çamurdan olsun görüşündeyim. Tabii bu dediğim yapılan işin vehametini ortadan kaldırmıyor. Yine de Louvre Müzesi'ne gidip gördüğüm, sergilenen Mona Lisa'nın gerçek olduğu konusunda ne kadar eminiz?

Modern sanata fazlasıyla eleştirel gözle bakan biriyim ama gelecek ağır eleştirileri de göğüslemeye bir o kadar hazırım. Sanattan anlamıyor, kültürsüz vb. istediğiniz her şeyi söylemekte özgürsünüz. Ama isterseniz öncelikle Joan Miró kimdir ona bakalım.

Joan Miró Kimdir?

Serginin başlangıcında öncelikle Joan Miró kimdir, kimin nesidir, kısaca hayatı hakkında bilgi sahibi olacağınız bir bölüm yer almakta. Peki kim bu Joan Miró? 20 Nisan 1893 yılında Barselona'da doğan, heykeltıraş, ressam ve seramik sanatçısı Miró, 7 yaşında gittiği özel okulda çizim dersleri almaya başladı. 7 yıl sonra, yani 14 yaşında Valensiya'da bulunan La Llotja Güzel Sanatlar Akademisi'ne devam etti. İlk kişisel sergisini ise 25 yaşında gerçekleştirdi ama gelin görün ki ziyaretçiler tarafından alaya alındı. İspanya dışındaki kübist ve sürrealist sergilerden etkilenen Miró, 1920 yılında Paris'e taşındı ama yazlarını Katalonya'da geçirmeye devam etti... Daha fazla bilgi için burayı ziyaret edebilirsiniz. 

Yazar: Güven Turan
Ben Ölmeden, Yayım Saati: 01:15
 
Copyright © 2011. Ben Ölmeden - All Rights Reserved
Hayalperest ölümlü. Güven Turan